Paris’in güney banliyösü Arpajon çevresi Türk Fransız Kültür Derneği Başkanı Selim Berk, derneğin kurulduğu günden bu güne çalışmalarını anlattı.
— Arpajon Türk Fransız Kültür Derneği Başkanı Selim Berk’le birlikteyiz. Kendileri bize buradaki derneğin çalışmalarını ve faaliyetlerini ve geleceğe yönelik projelerini anlatacaklar.
-Selim Bey, kaç yıldır buradasınız? Fransa’ya ne zaman geldiniz?
— Benim ismim Selim Berk. Arpajon’da doğdum. Yani doğma büyüme Fransa, Arpajonluyum. 32 yaşındayım.
— Ne iş yapıyorsunuz?
— İlk başta lojistik ve nakliye üzerine okudum, üniversiteden mezun oldum ama şu an inşaat sektöründe çalışıyorum.
— Kendi şirketiniz mi?
— Hayır. Abimle çalışıyorum. Abimin 15 senedir inşaat sektöründe tecrübesi var. Onunla beraber çalışıyorum. Birlikte çalışmanın faydalarını gördüm. Abimin bu iş kolunda deneyimli ve tecrübeli olması benim için çok iyi oldu. Bir nevi kendi işimiz diyebilirim.
— Selim Bey, derneğin kaç üyesi var?
— Derneğimizin şu an üye sayısının 80 ile 100 civarında olduğunu söyleyebilirim. Net bir sayı veremememin tek nedeni, burada Fransa’ya ilk gelen nesilden kimisi Türkiye’ye kesin dönüş yapıyor, kimisi de yaşı ilerlediği için vefat ediyor. Bu nedenle kimi zaman sayı eksiliyor, kimi zaman da yeni yetişen genç arkadaşlarımız gelip üye oluyor. Ayrıca dışarıdan buraya gelip yerleşen vatandaşlarımız da üye oluyor. Biz her ne kadar Arpajon banliyösü olarak tanımlansak da dernek olarak çevremizde irili ufaklı yerleşim yerleri, köyler ve kasabalar var. Onlar da buraya geliyorlar. Bayram ve cuma günleri bu gördüğümüz derneğimizin mescidi yetersiz kalıyor. Her sene maalesef dediğim gibi değişiyor. Bazen yükseliyor, bazen de azalıyor. Ama ortalama 80 üyemiz olduğunu belirtebilirim.
— Başkan, burada ne kadar Türk ailesi yaşıyor?
— Biraz evvel de ifade ettiğim gibi bizim bölgemiz sadece Arpajon’dan ibaret değil. Arpajon küçük bir banliyö şehri olduğu için bölgemiz belki 15-20 küçük yerleşim yerini kapsıyor. Bu bölgede 200 ila 300 Türk ailesinin yaşadığını söyleyebiliriz. Bunların arasında üye olanlar da var, olmayanlar da var. Üye derken aidatını ödeyenleri belirtmek istedim. Yoksa üye olmadığı hâlde gelen gidenlerin sayısı da oldukça fazla.
— Peki burada yaşayan Türk aileler genel olarak ne işle meşguller? Meslek olarak hangi alanlarda çalışıyorlar?
— Buradaki toplumumuz genelde inşaat sektöründe çalışıyor. Eskiden tekstilde çalışanlar da vardı ama şimdilerde inşaat sektörü ağırlıklı diyebilirim. Ayrıca pazarcılık yapanların sayısı da oldukça fazla. Olmazsa olmazlarımızdan biri de restoran sektörü. Döner kebap büfesi olanlar da var, restoran işletenler de mevcut.
— Başkan, bazı bölgelerde karşılaştığımız bir durum var. Genelde Türk ailelerin çoğunun Türkiye’de aynı şehirden geldiğini gördüm. Burada durum nasıl?
— Sanki biliyormuş gibi sordunuz şimdi bu soruyu. Burada yaşayanların çoğunluğu Aksaray’dan gelenler diyebiliriz. Gerçekten burada yaşayanların çoğunluğunun, benim gibi, Aksaray’dan gelmiş babaları var. O zamanlar bazıları fabrika işçisi olarak gelmiş. Sonradan gelenler ise ağırlıklı olarak inşaat sektöründe çalışıyorlar.
— Selim Bey, burada çocukların eğitim durumu nasıl?
— İlk nesiller biliyorsunuz fazla okumadılar. Üniversite mezunu falan yok ama şimdiki nesil okuyor. Mesela biraz evvel de ifade ettiğim gibi ben üniversite mezunuyum. Benim durumumda olan arkadaşlarımız da var. Üniversiteyi bitirmiş ama yine de inşaat sektöründe çalışan mühendisler var. Kendi inşaat şirketini kurup yöneten üniversite mezunu arkadaşlarımız da bulunuyor. Hukuk okuyup avukat olanlar var. Ama maalesef bizde buradan tıp okuyup doktor olan ne yazık ki yok. Uluslararası ilişkiler alanında çalışanlar var. Ticaret yapanlar da var ve iyi durumda olduklarını söyleyebilirim.
— Fransız siyasetine ilgi duyanlar var mı?
— Olmaz olur mu? Mesela ben, buraya komşu durumdaki Saint-Germain-lès-Arpajon Belediyesi için seçime girdim ve seçildim. Belediyede encümen olarak görev yapıyorum. Nüfusu 12 bin kişi olan kasabada belediye meclis üyesiyim. Yalnız ben değilim. Benden başka Türkler de buradaki belediye meclisi seçimlerine girdiler ve seçilenler oldu. Gördüğünüz gibi yavaş yavaş yeni nesiller belediye seçimlerine katılıp seçilebiliyorlar. Belediyelerle ilişkilerimiz oldukça iyi.
— Bu bulunduğumuz dernek binası kendi mülkünüz mü?
— Evet. 2015’te bu binayı aldık. 2017’de el birliğiyle çalışıp çabalayarak, çevremizde yaşayan hayırseverlerin de büyük destekleriyle inşaatını tamamlayıp faaliyete geçirdik.
— Bu dernek kaç yılında kurulmuş Selim Bey?
— Derneğimiz 1982’de kuruldu. Küçük bir şehir olan Boissy-sous-Saint-Yon’da küçük bir derneğimiz vardı. Oradan da buraya taşındık. İlk kurulduğu yıl olan 1982’de kurucu başkanımız yine Aksaraylı Eşref Abi ve arkadaşlarıymış. İyi ki bu derneği kurmuşlar. Bakın, bizler de burada ülkemiz adına bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu dernek sayesinde kendi kültürümüzü ve inancımızı onların sayesinde koruyabiliyoruz diyebilirim.
— Dernek ihtiyaç demek istiyorsunuz anladığım kadarıyla?
— Tabii ki. Çünkü milletimizin değerleri var. Onları birleştirmek gerekiyor. Kültürümüzü, yani Fransa’da Türk kültürünü tanıtmak gerekiyor. Hem de aramızda yardımlaşma oluyor. Güzel şeyler yapılıyor. Bu dernek çatısı altında bir araya gelebiliyoruz, yardımlaşıyoruz. Gelecek nesiller ve çocuklarımızın geleceği için de böyle yerlere ihtiyaç var. Kuranlardan Allah razı olsun diyoruz.
— Peki bu derneğin yönetimi tabii kolay bir şey değil. Giderleri var. Fransız devletinden veya Türk devletinden maddi manevi destek görüyor musunuz?
— Fransız devletinden bazı konularda kolaylık sağlanması dışında bir yardım olmuyor. İlişkilerimiz çok iyi. Daha çok Türkiye Diyanet Vakfı yardım ediyor ve Millî Eğitim Bakanlığı da destek veriyor. Çünkü Türkçe derslerimiz oluyor. Din derslerimiz var. Yardım derken din görevlisi ve öğretmen gönderiyorlar. Onun dışında herhangi bir maddi yardım görmüyoruz.
— Peki, geleceğe yönelik projeleriniz nelerdir?
— İmkânımız olursa burayı biraz büyütmek istiyoruz. Şu an bir büyütme projemiz var. Çünkü derneğimiz hem Türk kültürü hem de dinî faaliyetlerimizi yürütmek istediğimiz için bize biraz yetersiz kalıyor. Bunu daha da büyütmemiz gerekiyor. Mesela şu an kafeteryamız yok. Yerimiz çok küçük, siz de görüyorsunuz. Oturulan bir yerimiz var ama mini mini diye tabir edebiliriz. İşte orayı güzelce büyütmemiz gerekiyor. Bir kütüphanemiz olsun istiyoruz. Gençler gelip bu kütüphaneden faydalansınlar diye bunu açmak istiyoruz. Bir konferans salonu diyemem ama ona benzer küçük bir odamız olsa fena olmaz diye düşünüyorum. Yerimiz geniş olursa faaliyetlerimizi de genişletebiliriz. Onun için yerimizi büyütmek istiyoruz.
— Buradaki Türk toplumuna Fransızların bakışı nasıl?
— Fransızlarla aramız fevkalade iyi. Bir sorunumuz yok. İlişkilerimiz genelde belediyeyle oluyor. Halkla da komşuluk ilişkilerimiz var. Onları bazen özel günlerimizde, yani kermes düzenlediğimizde davet ediyoruz. Geliyorlar. Belediye başkanı da gelir. Belediye ile zaten her zaman ilişkimiz var. Genel olarak toplumdan da gelenler oluyor. Normali de bu zaten. Aynı kenti paylaşıyoruz, aynı havayı teneffüs ediyoruz. Daha evvel birkaç sefer kermes yaptık. Belediye bize yer verdi, daha geniş bir alanda yapalım diye destek oldu. İfade ettiğim gibi ilişkilerimiz çok çok iyi bizim.
Biz yaşadığımız bu toplumda onlara saygı gösteriyoruz. Onlar da bize saygı gösteriyor. Biz buna toplum olarak çok dikkat ediyoruz. “Saygı gösterirsen saygı görürsün” diye boşuna dememiş atalarımız. Biz Türk kültürü ve ananevi geleneklerimizi uyguladığımız sürece bir sorunumuz olacağını düşünmüyorum.
— Başkan, Türklerin dışında başka hangi ülkelerin vatandaşları yoğun olarak yaşıyor sizin bulunduğunuz yerde?
— Genelde Mağrip ülkeleri vatandaşları; Cezayirliler, Faslılar ve Tunuslular yaşıyor. Bir de Afrikalılar var. Senegal, Mali gibi toplumlar bulunuyor. Onlarla da herhangi bir sorun yaşamıyoruz.
— Peki bazı dernekler Türkiye’ye çocuklar için geziler düzenliyor. Sizde de böyle bir faaliyet oluyor mu?
— Doğrusunu söylemem gerekirse şu ana kadar olmadı ama düşünüyoruz. Gençlerimizle kamp yapmak, onlarla bir arada olmak ve kaynaşmak iyi olur diye düşünüyoruz. Hanımlarımızla gezi turları yapmayı da planlıyoruz. Maalesef şu ana kadar yapamadık ama gelecekte bu tür kültürel etkinlikler yapmayı düşünüyoruz. İnşallah bir gün bu düşüncelerimiz gerçekleşir diyorum.
— Gördüğüm kadarıyla kadınlar buraya büyük bir destek oluyor. İçeride bir şeyler hazırlıyorlar. Herhalde bunların satışını yapıyorsunuz.
— Evet, biliyorsunuz derneklerimizde genelde kadınlarımız, kadın kollarımız bize çok yardımcı oluyor, çok destek veriyor. Onlar olmazsa zaten derneği yönetmek kolay olmaz diye düşünüyorum. Onların da çok emeği olduğunu biliyoruz. Çalışmalarını göz ardı edemeyiz. Sağ olsunlar, hazırladıkları ve pişirdikleri yiyeceklerin satışını yaparak dernek bütçemizi güçlendiriyoruz.
— Peki Başkan, dernek başkanlığı zor mu, kolay mı?
— Kolay diye bir şey yok. Her şey zordur. Tabii ki bu bir gönül meselesidir. Ne kadar vakit ayırırsak bu derneğe o kadar güzel olur. Ama işimizden dolayı çok az vakit verebiliyoruz. Ne kadar çok kişi olsak, ne kadar aktif olsak o kadar güzel olur. Kolay diye bir şey yok ama önemli olan zoru başarmak değil mi?
— Buradaki Türk gençlerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
— İleriye dönük olarak gençlerimizin millî duygularının yüksek olduğunu görüyorum ve böyle düşünüyorum. Sanıyorum hem burada okumuş olmaları hem de Türkiye’ye değer vermeleri nedeniyle gençlerimizin geleceği bence güzeldir. Benim gençlerimizden dileğim ve isteğim, derneklerimize biraz daha sık gelmeleri. Böylece daha güçlü olabiliriz. Gelenler var ama motivasyona göre projelere daha fazla destek olsunlar istiyoruz. Kimisi okuyor, kimisi yeni iş hayatına atılmış oluyor, kimisi de yeni evlenmiş oluyor.
Ama biz herkesi kabul ediyoruz. Küçük de olsa zaman ayırıp buraya gelmeleri, bizleri yalnız bırakmamaları gerekiyor. Bundan dolayı onların gelmelerini tavsiye ediyoruz. Çünkü yarının yöneticileri onlar olacaktır ve şimdiden alışmalarını isteriz. Aslında derneğe geliyorlar ama biz daha sık gelsinler istiyoruz. Yeni programlara ve projelerimize göre gençler yoğunlaşıyor. Bazen de maalesef sayımız az oluyor ama bir ilgi var. Gençler gelmek istiyor. Bizim de onların buraya gelmeleri için yeni projeler üretip çalışmamız gerekiyor ki gençler gelsinler.
— Peki futbol takımınız falan var mı?
— Yok. Bir ara, iki veya üç sene önce güzel bir takım kurma projemiz vardı. 20 kişilik bir takım olacaktı ama maalesef dernek olarak antrenman yapabilecek uygun bir saha bulamadık. Ondan dolayı olmadı. Fakat geçen seneden beri Boissy-sous-Saint-Yon’da Fransızların bir futbol kulübü var. Orada oynayan 28 genç arasında 21 Türk genci olduğunu söyleyebiliriz. Yani gençlerimiz o takımda oynuyorlar.
— Peki Başkan, geleceğe yönelik başka ne tür projeleriniz var? Neler yapmayı düşünüyorsunuz?
— Daha çok kültürel ve manevi faaliyetlerin olmasını istiyoruz. Biraz önce de dediğim gibi büyütme projemiz var. Zaten ne kadar yerimiz olursa o kadar güzel projeler yapabileceğimizi düşünüyoruz. Hedefimiz, biliyorsunuz bazı arkadaşlarımız belediye meclislerinde görev alıyorlar. Belediyelerle ilişkileri olduğu için yavaş yavaş Fransız toplumuna ve halkına kendi kültürümüzü tanıtma fırsatımız olacaktır diye düşünüyorum. Bu, kermeslerle olur, başka etkinliklerle olabilir. Bugüne kadar bazen belediye binalarında da etkinlikler yaptık ama yer sorunu yaşadık. İnşallah bunu da aşacağız. Gelecek aylarda etkinlikler için hazırlıklarımız olacak. Şimdi daha çok onlara yoğunlaşmak istiyoruz. Daha güzel festivaller, daha güzel kermesler yapmak istiyoruz. Sadece gastronomimizi tanıtmak değil; kültürümüzü, musikimizi, el sanatlarımızı ve daha birçok şeyi tanıtmayı düşünüyoruz. İnşallah ekim ayında bir festivalimiz olacaktır.
— Derneğin yönetimi kaç kişiden oluşuyor Başkan?
— Yönetimimiz 7 kişiden oluşuyor. Bunlardan biri kadın kolları başkanı, diğer 6’sı ise erkek yöneticiler. Kadınların desteği gerçekten çok fazla. Derneğe en büyük desteklerden birini onlar veriyor diyebilirim.
— Başkan, sizin buradaki topluma vermek istediğiniz başka bir mesaj var mı? Ne söylemek istersiniz?
— Derneğe gelen, yardım eden ve destek veren herkese teşekkür etmek istiyorum. Yakınlarımıza, komşularımıza ve Türk toplumuna seslenmek istiyorum; desteklerinizi bekliyoruz. Gelmenizi istiyoruz. Hep beraber bu derneğimizi daha ileriye taşıyalım diyorum. Bu ancak sizlerin ve vatandaşlarımızın desteği sayesinde olacaktır.
— Teşekkürler Başkan, sağ olun.
— Ben teşekkür ederim. Buraya kadar geldiğiniz için.














