Dernek İle Hayırsever İş Birliği: Örnek İş İnsanı Nihat Yılmaz ve Oğulları. Carrières-sous-Poissy Fransız-Türk Dostluk Derneği ve Ayasofya Camii yönetimi ile hayırsever iş insanı, “BS Construction” şirketi sahibi Nihat Yılmaz ve oğullarının iş birliğiyle Ayasofya Camii ve Külliye Merkezi ortaya çıktı. Başkent Paris’in banliyösü Carrières-sous-Poissy’de yükselen, ibadethanenin yanı sıra sosyal ve kültürel yaşamı da destekleyen bu merkezin inşasında, kaba inşaat çalışmalarına hiçbir ücret talep etmeden, hatta kendi cebinden harcamalar yaparak büyük katkı sağladığı dernek yönetimi tarafından dile getirildi.
Tansu Sarıtaylı: Evet Nihat Bey, kısaca kendinizden bahseder misiniz? Fransa’ya kaç yılında geldiniz? Kaç yıldır Fransa’dasınız ve ne iş yapıyorsunuz? Gerçi inşaat sektöründesiniz ama inşaat sektörünün hangi kolundasınız?
Nihat Yılmaz: Ben Fransa’ya 2000 yılında geldim. Yaklaşık 24 yıldır buradayım. Kaba inşaat işleriyle uğraşıyorum. Fransa’ya gelir gelmez inşaat sektöründe çalışmaya başladım. Zaten Türkiye’de de inşaat işiyle uğraşıyordum. Türkiye’de taşeronluk yapıyordum. Buraya geldikten sonra 2002 yılında kendi şirketimi kurdum. Türkiye’de olduğu gibi burada da kaba inşaat işine devam ettim.
Tansu Sarıtaylı: Devam ettiniz diyorsunuz. Tabii Fransız şirketlerine çalışıyorsunuz değil mi?
Nihat Yılmaz: Evet, Fransız şirketlerinde çalışmaya başladım ve aynı şekilde Fransız şirketleriyle çalışmaya devam ediyorum.
Tansu Sarıtaylı: Şirketinizde kaç kişi çalışıyor?
Nihat Yılmaz: Şu anda aşağı yukarı 20 kişi çalışıyor. Zaman zaman bu sayı artıyor ama eksilmiyor. Şu an için yaklaşık 20 kişiyle çalışıyoruz.
Tansu Sarıtaylı: Peki bunların hepsi burada yaşayan Türk vatandaşları mı?
Nihat Yılmaz: Evet, çoğunluğu bizim vatandaşlarımızdan oluşuyor. Ancak diğer ülke vatandaşları da var. Fransız vatandaşları da var, başka ülkelerden gelip burada çalışan işçiler de var. Her ne kadar şirket benim olsa da çalışanlarla birlikte işlerimizi yürütüyoruz. Hep beraber çalışıyoruz.
Tansu Sarıtaylı: İş alırken ihaleyle mi çalışıyorsunuz, yoksa normal müteahhitlerden mi iş alıyorsunuz?
Nihat Yılmaz: İhalelerden de iş alıyoruz, müteahhitlerden de alıyoruz. Hatta zaman zaman müstakil ev inşaatları da yapıyoruz. Ancak dediğim gibi biz şirket olarak kaba inşaat işleriyle ilgileniyoruz. Elektrik, su ve sıhhi tesisat işlerini yapmıyoruz. Çünkü ekibimizi kaba inşaat alanında çalışan işçilerden oluşturuyoruz. Benim uzmanlık alanım da kaba inşaat. Yaptığımız işler arasında okul ve hastane inşaatları da bulunuyor.
Tansu Sarıtaylı: Nihat Bey, işveren olmak zor mu?
Nihat Yılmaz: Elbette zor. O kadar kolay değil. İşçiyle uğraşmak, iş aldığınız müteahhitle uğraşmak gerekiyor. Gerçi kolay iş var mı ki? Her işin kolay yanı da vardır, zor yanı da vardır. Sonuçta iş iştir, biz de işimize bakıyoruz.
Tansu Sarıtaylı: Peki Fransa’ya geldiğiniz için memnun musunuz?
Nihat Yılmaz: Açıkçası ben Türkiye’de de aynı işi yapıyordum. Orada da işim vardı. Müteahhitlik yapıyordum ve herhangi bir sorunum yoktu. Buraya gelmesem orada da aynı işi yapmaya devam ederdim. Türkiye’de güzel bir işim ve güzel bir hayatım vardı. Ama bıraktım ve Fransa’ya geldim. Hayat böyle gelişti.
Tansu Sarıtaylı: Fransa’ya gelmenize babanızın gönlü olmadı, öyle mi?
Nihat Yılmaz: İnanın, babam hiç razı olmadı. O zaman yeni evliydim. Babamın rızası yoktu. Ama ben onu dinlemedim ve geldim. Bana ne kadar “gitme” dediyse de kafama koymuştum. Demek ki nasibimde buraya gelmek varmış, kaderimde Fransa varmış.
Tansu Sarıtaylı: Çoluk çocuk var mı Nihat Bey?
Nihat Yılmaz: Ellerinizden öper, iki oğlum var. İşte bakın, onlar karşımda duruyor. Onlar benim oğullarım.
Tansu Sarıtaylı: Oğullarınız ne iş yapıyorlar?
Nihat Yılmaz: İkisi de aynı işi yapıyor. Okullarını bitirdiler ve baba mesleği olan inşaat sektöründe çalışmayı tercih ettiler. Oğlum Cihan şu anda büyük bir firmada çalışıyor ve yüksek lisansını yapıyor. Diğer oğlum Furkan ise benimle birlikte çalışıyor.
Tansu Sarıtaylı: Nihat Bey, artık şirketi onlar mı yönetiyor?
Nihat Yılmaz: Ben artık kendimi biraz geri plana çektim. Eskisi kadar çalışamıyorum desem yeridir. Ama oğullarımın bu işi başarıyla sürdüreceklerine inanıyorum.
Tansu Sarıtaylı: İnşaatın dışında başka bir iş yapmayı düşünür müydünüz Fransa’da?
Nihat Yılmaz: Hayır. Açıkçası ben inşaat dışında fazla bir şey bilmiyorum. Mesleğim inşaat. Başka bir iş yapmayı hiç düşünmedim. Sadece inşaat sektörüne odaklandım ve bu işi yapıyorum.
Tansu Sarıtaylı: Peki Türkiye’deki inşaat sektörü ile Fransa’daki inşaat sektörü arasında fark var mı?
Nihat Yılmaz: Çok fark var. Mesela Türkiye’de iş güvenliği ve sigorta konusunda eksiklikler olabiliyor. Ama Fransa’da böyle değil. Sigortanız olur, her şey kurallara bağlıdır. İnşaatta bir cepheye çıkacağınız zaman şantiye şefi sizi gerekli güvenlik önlemleri alınmadan oraya çıkarmaz. Önce can güvenliğinizi düşünür. “Önce emniyetini sağla, sonra çık” der. Bu konuda Fransa çok daha titiz.
Tansu Sarıtaylı: Sizin iş yerinizde herhangi bir iş kazası olmadı değil mi?
Nihat Yılmaz: Allah’a şükür olmadı. 2012’den beri şantiyelerdeyim. Ufak tefek kazalar oldu ama çok ciddi bir kaza yaşamadık. Allah’a şükür.
Tansu Sarıtaylı: Nihat Bey, işveren ve patron olarak güzel işler yapmışsınız. Ancak sizin başka güzel çalışmalara da imza attığınızı duyduk. Carrières-sous-Poissy’deki Ayasofya Camii ve Külliyesi’nin yapımında büyük emeğiniz geçmiş. Bunu bize anlatır mısınız?
Nihat Yılmaz: Fransız-Türk Dostluk ve Ayasofya Camii Derneği yönetiminde, Ümit Bey kardeşim ve dernek başkanı Mustafa Öztürk ile birlikte görev alıyorduk. 2017 yılında bana bir teklif geldi. Bu teklifi getiren de Ümit Yıldırım kardeşimdi. Bana, “Gelin bu camiyi birlikte inşa edelim” dedi. Ben de hayır demedim, “Tamam, yapalım” dedim. Ancak bana, “Bizim çok fazla mali imkânımız ve paramız yok” dediler.
Tansu Sarıtaylı: İşin özünü baştan açık konuşmuşlar size anlaşılan?
Nihat Yılmaz: Evet. Ben de kendilerine, “Ne kadar paranız var?” diye sordum. O zaman kasamızda yaklaşık 300 bin avro vardı. Oysa bu proje 5 milyon avroluk bir projeydi. Herkes bize, “Bu projeyi nasıl yapacaksınız? Bu yükün altından nasıl kalkacaksınız?” diyordu. Ümit kardeşim de, “Biz bunu yaparız. Elimizi taşın altına koyarız, bu yükü kaldırırız” dedi.
Ben de düşündüm. Elimde inşaat malzemeleri vardı. “Ben yaparım” dedim. Burası için küçük bir ihale açıldı. O zaman üç ya da dört farklı şirket olarak ihaleye katılmıştık. Birisi 600 bin avro fiyat vermişti. En son ben 420 bin avro teklif ettim. Sonra orada bir hacı amca vardı, “20 de yok” dedi. Böylece projeyi 400 bin avroya ayağa kaldırdık.
Allah’a şükür, kimse bugüne kadar bu duruma geleceğimizi beklemiyordu. Biz A planımızı tamamladık. Şimdi sıra B planında. Buranın giderlerini karşılaması için ve sosyal bir ihtiyaç olan düğün salonu projemizi hayata geçireceğiz. Arsamızı aldık, hazır. Onu da yaptığımız zaman geriye önemli bir eksiğimiz kalmayacak.
Tansu Sarıtaylı: Anlaşılan o ki Fransa’daki Türk toplumuna gelecek nesiller için bir eser bırakıyorsunuz, öyle mi?
Nihat Yılmaz: Burada güzel bir neslimiz var. Bundan daha güzel ne olabilir? İnsan böyle bir eseri görünce huzur duyuyor. Şu anda beni en çok memnun eden ve vicdanımı rahatlatan şey bu. Çoğu arkadaş da biliyor. Belki bazıları, “Nihat burayı parayla yaptı” diyebilir. Onu Allah bilir. Benimle Allah’ın arasında. Kazandım mı, kazanmadım mı kimse bilemez. Ama vicdanım çok rahat. Böyle güzel bir projeyi, böyle güzel bir eseri çocuklarımıza ve vatandaşlarımıza bırakmış olmak beni çok mutlu ediyor.
Tansu Sarıtaylı: Şimdi düğün salonu projemiz var diyorsunuz. Başka sosyal projelere de yardımınız oluyor mu, özellikle inşaat konusunda?
Nihat Yılmaz: Elimizden geldiğince oluyor. Herhangi bir dernek binası, cami ya da kültürel ve sosyal hizmet ağırlıklı bir proje olursa yardımcı olmaya çalışıyoruz. İnşaat konusunda ne gerekiyorsa yapıyoruz ya da yapmaya gayret ediyoruz.
Tansu Sarıtaylı: Nihat Bey, buradaki işverenlere tavsiyeniz ne olur?
Nihat Yılmaz: Burada iş yapan işverenler de olsun, işçi olarak çalışanlar da olsun; herkese işlerini düzgün yapmalarını tavsiye ederim. İşini düzgün yapan her zaman kazanır. İşini düzgün yapan insanlar herhangi bir sorunla karşılaşmaz. Ama işinizi düzgün yapmazsanız hiçbir yere varamazsınız ve sürekli iş bulmakta zorlanırsınız.
Ben kendimden örnek vereyim. Çünkü ben 2012 yılından bu yana aynı firmayla çalışıyorum. Firma sahibi bana, “Belki seni sevmiyorum ama yaptığın işi seviyorum. Ahlakını, dürüstlüğünü ve çalışma düzenini seviyorum” diyor.
Benim yeterli derecede Fransızca bilmediğimi herkes biliyor. Ancak işveren bana, “Senin işini seviyorum, karakterini seviyorum” diyor. İşte bu yüzden 12 yıldır aynı firmadan sürekli iş alıyorum. Bu memlekette işinizi düzgün yaptıktan sonra insanlar sizi kolay kolay bırakmaz.
Tansu Sarıtaylı: Nihat Bey, biraz önce gelecekte işi çocuklarınıza bırakacağınızı söylediniz. O zaman çocuklarınıza da soralım. Babanız şirketi sizlere bırakacağını söylüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Cihan Yılmaz: Vallahi öncelikle gurur duyuyoruz. Çünkü babam bu işe çok zor şartlarda başladı. Önce bizim eğitim almamızı sağladı. Hep, “Eğitiminizi tamamlayın, iyi bir eğitim alın. Sonra birlikte çalışırız” derdi. Bizi bu anlayışla yetiştirdi.
Bugün ben de babamın yanında firmada görev yapıyorum. Çok şükür işlerimiz iyi gidiyor. Mutluyuz. Ailece inşaat sektöründe çalışıyoruz.
Furkan Yılmaz: Ben ailenin en küçüğüyüm. Geçen yıl yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Üç yıl boyunca bir Fransız müteahhitlik şirketinde çalıştım. Orada kazandığım tecrübeyle şimdi babamın şirketini en iyi şekilde ileriye taşımaya çalışıyoruz.
Tansu Sarıtaylı: Şimdi babanızdan daha ileri gitmek istiyorsunuz, öyle mi?
Cihan Yılmaz: Tabii ki amacımız bu. Yapabilir miyiz bilmiyorum ama hedefimiz bu. Açık konuşmak gerekirse, eski neslin yaptıklarını bizim yapmamız kolay değil. Başka bir ülkeye gelip zor şartlarda çalışarak bir şirket kurup büyütmek gerçekten büyük bir başarı. Babamız bunu başardı.
Biz ise eğitimimizi aldık. Eğitim ve farklı şirketlerde kazandığımız tecrübelerle bu işi en iyi şekilde ilerletmeye çalışacağız.
Tansu Sarıtaylı: Gerçekten babanız dil bilmeden, yol bilmeden buraya gelmiş ve bu başarıyı kazanmış. Sizler dili de biliyorsunuz, sistemi de biliyorsunuz. Bir adım daha ileri gideceksiniz.
Cihan Yılmaz: Bir videoda şöyle deniliyordu: “Hayat bir bayrak yarışıdır.” Babam da bayrağı kendi babasından alıp devam ettirmiş. İnşallah biz de babamızdan aldığımız bayrağı daha ileriye taşıyarak gelecek nesillere ulaştıracağız. Buna inanıyoruz. Çünkü babamız bizim için her zaman örnek olacaktır.
Tansu Sarıtaylı: Yılmaz ailesinin bu başarılarını ve hayırseverliğini tebrik ediyorum.
Nihat Yılmaz ve Oğulları Cihan ile Furkan Yılmaz: Biz de size, bize zaman ayırıp bu röportajı gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ediyoruz.














