Fransa’da Kültür ve Sosyal Konularda Öncü İş İnsanlarımızdan Ümit Yıldırım

Fransa’da Kültür ve Sosyal Konularda Öncü İş İnsanlarımızdan Ümit Yıldırım. Batibo firmasının kurucularından, toplumsal meselelere duyarlı ve yenilikçi iş insanlarından biri olan Ümit Yıldırım, yıllar evvel Türkiye’de kurduğu iş hayatının bir benzerini bugün Fransa’da sürdürüyor. Türkiye ekonomisine katkı sağlamış olan Ümit Yıldırım, şimdi de benzer şekilde Fransa ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyor.

Ümit Yıldırım, kendi girişimciliğinin yanı sıra yeni girişimlere de destek vermeyi sürdürüyor. Bir zamanlar firmasında işçi olarak çalışanların sonradan kurdukları şirketlere taşeron olarak iş vererek destek oluyor. İş insanı Yıldırım, Fransa’ya geldikten sonra dünya görüşünün şekillendiği, sosyal ve kültürel çalışmalar yapan toplumla tanıştığı ilk yıllardan bu yana bu alandaki maddi ve manevi desteğini devam ettiriyor.

Carrières-sous-Poissy Fransız-Türk Dostluk ve Ayasofya Camii Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Yıldırım, Fransa’daki Türk toplumuna ve Türk insanına her zaman bir şeyler vermek istediğini belirterek, “Bir katkımın olmasını istiyorum. İyi veya kötü bile olsa mutlaka bir şey vereyim, bir yol göstereyim. Toplum içerisinde bulunanlar benden belki bir şey öğrenir düşüncesi içindeyim ve bu düşüncelerim dün olduğu  gibi bugün de devam edecek.” diyor.

Tansu Sarıtaylı: Ümit Bey, sizi tanıyalım. Kaç yıldır Fransa’dasınız ve kaç yıldır kendi şirketinizi yönetiyorsunuz?

Ümit Yıldırım: 2003’ün sonunda Fransa’ya geldim. Yaklaşık 22 yılı doldurdum, biraz da üzerine çıktı. 11 yıl evvel kurduğum bir şirketim var. Batibo’da yaklaşık 25 sabit çalışanımız bulunuyor. On farklı taşeron firmaya iş veriyorum. Taşeron firmaların çalışanlarıyla birlikte 60’ın üzerinde çalışanımız var diyebilirim. Bulunduğumuz bölgenin ve kendi sınıfımızın en iyi şirketlerinden biri sayılırız. Farklı ve özel bir iş yapıyoruz. Binaların cephe kaplamalarını gerçekleştiriyoruz. Cephe kaplamalarına tuğla giydirme uygulaması yapıyoruz. Çok fazla şirketin bildiği ve yaptığı bir sektör değil. Bu konuda avantajımız var. Güzel bir piyasamız bulunuyor. Kaliteden ödün vermiyoruz. Bu şekilde ilerlemeye çalışıyoruz. İyi bir ekibimiz bulunuyor. Bu da işimizi kolaylaştırıyor.

Tansu Sarıtaylı: Anladığım kadarıyla büyük Fransız firma ve şirketleriyle çalışıyorsunuz?

Ümit Yıldırım: Tabii. Bazen çok büyük ve özel projeler de olabiliyor. Genel olarak Fransa’nın en büyük millî şirketlerinin işlerini yapıyoruz. Ancak istenildiğinde veya teklif geldiğinde özel projelere de cevap verebiliyoruz.

Tansu Sarıtaylı: Sizin yaptığınız bu işi, Fransa’daki vatandaşlarımız arasında sizden başka yapanlar var mı?

Ümit Yıldırım: Tabii ki var. Bulunduğumuz Paris ve çevresi bölgesinde bu alandaki en büyük ilk üç firma, Fransa’daki Türkler tarafından kurulmuş firmalardır. Bizim de bu ilk üç içerisinde olduğumuz, sektörde faaliyet gösteren firmalar tarafından biliniyor.

Tansu Sarıtaylı: Bina giydirme malzemeleri konusunda Türkiye ile bir çalışma durumunuz var mı? Bu malzemeler nereden temin ediliyor?

Ümit Yıldırım: Bizim kullandığımız malzemeler genelde Fransa menşeli veya Avrupa Birliği ülkeleri menşeli ürünlerdir. Genel olarak Belçika ve Hollanda gibi ülkelerden temin ediliyor. Bazı malzemeler Türkiye’den de gelebiliyor ancak bunun şu anda çok büyük bir kapasitede olduğunu söylemek doğru olmaz. Belki ileride Türkiye’den de daha fazla temin edilebilir diye düşünüyorum.

Tansu Sarıtaylı: 25 kişi çalıştırdığınızı söylediniz. Bunların çoğunluğu Türk vatandaşları mı?

Ümit Yıldırım: Şirketimiz bünyesinde, ofisimizdekilerle beraber yaklaşık 25 kişi çalışıyoruz. Ancak iş verdiğimiz taşeronlarımızla birlikte bu sayı yaklaşık 60 çalışana ulaşıyor. Bu taşeron firmalar da daha önce bizde işi ve mesleği öğrenmiş, daha sonra kendi adına şirket kurup çalışmak isteyen ve büyük ölçüde sadece bize çalışan şirketlerdir diyebiliriz.

Tansu Sarıtaylı: Anladığım kadarıyla sizin işiniz diğer inşaat sektörü işlerinden farklı bir iş oluyor galiba?

Ümit Yıldırım: Evet, biraz teknik bir iş. Çok bilinen bir iş değil. Özellikle Paris bölgesinde çok bilinen bir iş değil. Ancak yavaş yavaş Fransa’da bu işe yönelim artıyor. Bu iş İngiltere, Hollanda ve Belçika’da daha yaygın ve bilinen bir iş. Maalesef Fransa’da ise yeni yeni keşfedilen bir iş kolu demek daha doğru olur. Zaten bu yüzden sektörde çok fazla rakip firma yok. Biz kaliteden yana ödün vermiyoruz. Firmamızın ismi yaptığı kaliteli işlerden dolayı bu piyasada biliniyor. Belki çap olarak büyük değiliz. Bizden daha büyük şirketler var. Şu anda bu sektörde üçüncü sırada yer alıyoruz. Ancak kalite konusunda iddialıyız. İşlerimizi güzel yapıyoruz.

Tansu Sarıtaylı: Çalışan personelin hepsi Türk mü, yoksa diğer ülke vatandaşları da var mı?

Ümit Yıldırım: Çalışanlarımız arasında Türkler de var, Fransızlar da var. Fransa’da yaşayan diğer ülke vatandaşlarından olan çalışanlarımız da bulunuyor. Malumunuz, Fransa kozmopolit bir ülke. Bizim şirketimiz de kozmopolit bir yapıya sahip. Bundan dolayı her kesimden insan bulunuyor.

Tansu Sarıtaylı: Bu çevreden edindiğim bilgilere göre siz burada başarılı bir iş insanısınız ve bu işi başarıyla yürütüyorsunuz. Şayet Fransa’ya gelmeseydiniz ve Türkiye’de yaşamaya devam etseydiniz, buna benzer bir seviyeye ulaşabilir miydiniz?

Ümit Yıldırım: Ben şunu içtenlikle söylüyorum; Türkiye’de, buraya gelmeden önce de bir şirketim vardı. Kendim kurmuştum ve çok güzel ilerliyordu. Mermer üzerine faaliyet gösteriyordu. O şirketim bugün hâlâ devam ediyor. 1998 yılında kurmuş olduğum bir şirketti. Benim için çok fazla bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. Çünkü ben yaptığım her işi kalite ve sabır üzerine yapan bir insanım. Çalışkan bir insan olduğumu düşünüyorum. Türkiye’de kalsaydım da sanırım yine benzer bir başarı seviyesinde olabilirdim diye düşünüyorum.

Tansu Sarıtaylı: Ümit Bey, sizinle şu ana kadar hep iş konusundan bahsettik. Ancak sosyal ve kültürel konulardaki çalışmalarınız ve desteklerinizden de söz ediliyor. Nedir bu çalışmalar?

Ümit Yıldırım: Şu anda bulunduğumuz mekân, Carrières-sous-Poissy Ayasofya Camii ve Külliyesi’dir. Bu projenin hazırlık aşamasında ben de yönetimdeydim. 2003 yılı sonunda Fransa’ya geldiğimde buradaki camilerin ve derneklerin ne kadar önemli olduğunu gördüm. İnsanlarımızın ve toplumumuzun bir araya geldiği buluşma noktaları olduklarını fark ettim. Yaklaşık 2004 yılından itibaren bu derneğin üyesiydim. 2010 yılından itibaren yönetimde görev aldım.

2013 yılında, şu andaki başkanımız Mustafa Öztürk ile birlikte yeni bir proje hazırlama ihtiyacı doğdu. Çünkü derneğin eski bulunduğu yer çok küçüktü ve toplumumuzun ihtiyaçlarına cevap veremiyordu. Bu düşünceyle 2013 yılında yola çıktık. 2017 yılında düşüncelerimiz plana dönüştü. Yer aramaya başladık, şu anki yeri bulduk ve satın aldık. Daha sonra inşaat ruhsatını aldık.

Büyük özveri, azim ve çabayla bu projeyi hayata geçirmek için çalıştık. Böylelikle bu projenin içerisinde yer aldık ve projemizin A planı kısmını tamamlamış olduk. Ancak eksiklerimiz var. Projenin eksik kalan bölümleri devam ediyor. Yani B planı kısmı da yakın zamanda, inşallah, tamamlanacaktır diye umut ediyorum.

Tansu Sarıtaylı: Siz anladığım kadarıyla yalnızca ticarete değil, kültürel ve sosyal konulara da ağırlık vermişsiniz. Türk toplumunun geleceği için böyle güzel bir yerin hazırlanmasında ve inşa edilmesinde büyük emeğiniz geçmiş. Ümit Bey, gerekli bilgileri aldığımı düşünüyorum. Ancak benim sormayı unuttuğum ve sizin Türk toplumuna vermek istediğiniz bir mesaj varsa buyurun, sizi dinliyorum.

Ümit Yıldırım: Naçizane fikrim şudur; bu memleketin, bu ülkenin yasalarına uygun, düzgün ve kaliteli işler üretmek, doğru işler yapmak ve Türk toplumunu burada en iyi şekilde temsil etmek gerekir. Bu, bütün iş yapan arkadaşlarımıza, dostlarımıza ve iş insanlarımıza tavsiyemdir. Sosyal projeler açısından da gerçekten toplumumuz, çocuklarımız ve geleceğimiz için olmazsa olmaz projelerin içerisinde yer almak gerekir. En azından bu projelere üye olmalarını, buralara gelip gitmelerini ve bu kurumlarla ilişkilerini sürdürmelerini tavsiye ediyorum.

Kendi Türk diasporamızın ve Türk sivil toplum kuruluşlarımızın ayakta durabilmesi için bunlara sahip çıkmamız gerekiyor. Tüm toplumumuzu buna teşvik ediyorum. Patronlar da bunun içerisinde olabilir, sıradan vatandaşlarımız da. Bunlar çok kıymetli değerlerimizdir. Her şeyimizle bunlara sahip çıkmak zorundayız.

Tansu Sarıtaylı: Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim Ümit Bey.

Ümit Yıldırım: Rica ederim. Ben teşekkür ederim.