Paris’te Film Setlerinde Çete Korkusu: Yapımcılar Haraç ve Tehdit Kıskacında

Paris’te Film Setlerinde Çete Korkusu: Yapımcılar Haraç ve Tehdit Kıskacında. Paris’te kamu alanlarında film ve dizi çekimleri, mahalle çetelerinin şantaj ve tehditleri nedeniyle giderek daha tehlikeli hale geliyor. Yapım ekipleri, “Ödemezseniz lastiklerinizi keseriz” tehdidiyle karşı karşıya kalırken, yetkililer artan güvenlik sorunları nedeniyle alarma geçmiş durumda.Paris, uzun yıllardır uluslararası film ve dizi yapımlarının gözde mekânları arasında yer alıyor. Ancak son dönemde, özellikle kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen çekimlerde yapım ekiplerine yönelik şantaj ve tehdit vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Sinema ve dizi sektörünün profesyonelleri, mahalle çetelerinin haraç taleplerinin film setlerini adeta kuşattığını belirtiyor.
Yetkililer ve sektör temsilcileri, Paris’in farklı semtlerinde kurmaca film ekiplerine yönelik organize şantaj girişimlerinden endişe duyuyor. Buna karşın, yaşanan olaylara ilişkin resmi şikâyetlerin son derece sınırlı olduğu dikkat çekiyor.
“Ödemezseniz işler kötüye gider”
Yirmi yılı aşkın süredir yapım yöneticiliği yapan Thomas Gache, 2024 yılında Paris’in 10. bölgesinde, Gare du Nord tren istasyonu yakınlarında çekilen büyük bütçeli uluslararası bir dizinin setinde yaşadıklarını unutamadığını söylüyor. Gece yarısı aldığı isimsiz bir telefon, yaşanan tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Gache’nin aktardığına göre, telefondaki kişi tehditkâr bir ses tonuyla yapımcısını aramasını istedi ve 25 bin avro haraç talep etti. “Aksi takdirde işler kötüye gidecek” diyen şahıs, birkaç saat içinde soyunma odalarında hasar görmek istemiyorlarsa hızlı hareket etmeleri gerektiğini söyledi. Yapım yöneticisi bu tehdide boyun eğmedi. Yapım şirketi resmi şikâyette bulundu ve çekimlerin güvenliğini sağlamak için ek önlemler aldı. Ancak bu önlemler, ciddi bir ek maliyet anlamına geliyordu ve her yapım şirketinin karşılayabileceği bir yük olmaktan uzaktı.
Artan güvenlik sorunu ve ‘sessizlik kuralı’
Basın zaman zaman çarpıcı vakaları gündeme getirse de, Paris’in bazı mahallelerinde ve iç banliyölerinde film setlerindeki güvenlik sorunları giderek büyüyor. Buna rağmen konu, Fransız sinema sektöründe adeta bir tabu olmaya devam ediyor.
Mekân yöneticisi Vincent Robillard ise bu sessizliği bozmayı tercih eden isimlerden biri oldu. Robillard, Paris’teki film ekiplerinin uzun süredir yeni bir tehdit türüyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Organize şantaj artık mahalle bazında sektörel bir hale geldi. Bu sadece geçici bir rahatsızlık değil, açık bir kamu güvenliği meselesi. Ancak yetkililer tarafından yeterince ciddiye alınmıyor,” ifadelerini kullandı.
Tehditler ‘uyarı’ ile başlıyor
Şantaj girişimleri çoğu zaman “iyi niyetli” gibi sunulan mesajlar veya telefon görüşmeleriyle başlıyor. Set yöneticileri ya da yapım sorumluları, belirli mahallelerde çekim yapacakları önceden öğrenildiğinde uyarılıyor. “Bunu senin iyiliğin için söylüyorum” şeklindeki mesajların ardından, talep edilen ödemelerin yapılmaması halinde lastiklerin kesilmesi, kamyonların yakılması ya da fiziksel saldırılarla tehdit ediliyor.
Bu tehditlerin somut sonuçları da oldu. 2021 yazında Malakoff’ta çekilen Irma Vep dizisinin setinde yaşananlar, sektör çalışanlarının hafızasında hâlâ tazeliğini koruyor.
Teknisyenler tedirgin
Ön saflarda çalışan teknisyenler için bu durum, sürekli artan bir güvensizlik hissine yol açıyor. Yapım yöneticisi Thomas Maggiar, “Kendi kendimize, ‘Bu insanlar bir gün setimize gelecek mi?’ diye soruyoruz,” diyerek yaşanan tedirginliği dile getiriyor. Maggiar, genellikle sette en son ayrılan ve en erken gelen kişilerden biri olduğunu belirterek, iş yerinde kendini tehdit altında hissetmek istemediğini vurguluyor.
‘Altın Şeker Vergisi’nden banliyölere
Uzun yıllar boyunca bu tür olayların Paris’in 18. bölgesindeki birkaç sokakla sınırlı olduğu düşünülüyordu. Bu uygulama sektörde “Altın Şeker Vergisi” olarak adlandırılıyordu. Yönetmen Clément Cogitore, Kerim Leklou’nun başrolünde yer aldığı Altın Şeker adlı filmi için çekimlere başlamadan önce bu riski hesaba kattı. Yerel güvenlik şirketleriyle çalışıldı ve “doğru kişilerle” temas kuruldu.
Lilas Belediyesi’nin iletişim sorumlusu Christophe Lalo da bu yöntemin giderek profesyonelleştiğini belirtiyor. Lalo’ya göre, “zor” olarak tanımlanan mahallelerde çekim yapan yapımlar, bölgedeki gençleri tanıdığını ve olası sorunları önleyeceğini iddia eden özel güvenlik şirketlerini devreye sokuyor.
Cogitore ise bir filmin gelirinin bir kısmının yerel ekonomiye katkı sağlamasının normal olduğunu savunuyor. Ancak bunun herkesin yararına olması gerektiğinin altını çiziyor. Yönetmen, sistemin hiyerarşik olduğu ve tek bir otoritenin söz sahibi olduğu durumlarda sürecin daha sorunsuz ilerlediğini, ancak rakip çetelerin varlığının dengeleri kolayca bozabildiğini ifade ediyor.
Dengenin bozulduğu an
Cogitore’un filmi için çekimler büyük ölçüde sorunsuz ilerlerken, son gece tablo değişti. Ortamın gerildiğini, bazı kişilerin agresifleştiğini anlatan yönetmen, güvenlik şirketinin patronunun ortada olmamasının dikkat çekici olduğunu söylüyor. Kısa süre sonra söz konusu kişinin bir polis baskınında tutuklandığı ortaya çıktı. Hakaretler, cam şişelerin fırlatılması ve artan gerilim nedeniyle ekip seti erken terk etmek zorunda kaldı.
Şikâyet yok, sorun büyük
Fransız Prodüksiyon Yöneticileri Birliği’nin kurucu ortağı Stéphan Guillemet, başlangıçta bu sorunların uyuşturucu ticaretinin yoğun olduğu bölgelerle sınırlı olduğunu belirtiyor. Guillemet’e göre, polis yetkilileri film ekiplerini “dikkatli olun ve gerekirse pazarlık yapın” diyerek uyarıyordu. Ancak zamanla bu uyarıları dikkate almayan yapımlar, ciddi sonuçlarla karşılaştı.
Deneyimli bir mekân keşifçisi olan Julien ise, birkaç yıl önce Goutte d’Or mahallesinde çocukların bağırarak çekimleri sabote ettiğini hatırlatıyor. “İri yarı bir güvenlik görevlisi bile 8–10 yaşındaki bir çocuğu itip kakamaz,” sözleriyle durumun çıkmazını özetliyor.
Son yıllarda bu uygulamaların Paris’in kuzeydoğusuna ve Bobigny, Bagnolet, Aubervilliers, Montreuil gibi iç banliyölere yayıldığı ifade ediliyor. Ancak gerçek tabloyu ortaya koymak zor. Çünkü birkaç istisna dışında, yapımcılar şikâyetçi olmayı tercih etmiyor.
Başka bir yapım yöneticisi Pierre-Marc Dominique, bu sessizliğin nedenini net bir şekilde açıklıyor: “Bir günlük çekim kaybı, istenen haraçtan daha pahalıya mal oluyor. Son kararı yapım yönetmeni veriyor. Bir keresinde tehdit edildim ama yoğun çalışma temposu nedeniyle şikâyette bulunmaya bile zaman bulamadım.”
Dominique’e göre senaryo çoğu zaman aynı: Belediye açık hava çekimi için izin veriyor, ekipler kameraları kuruyor, ancak sokak çeteleri çekimleri aksatarak süreci çıkmaza sürüklüyor.