Gülçin Kaya Rocheman, “Hasarsız Satılık Beden”i Paris’te Okurlarıyla Buluşturdu

Gülçin Kaya Rocheman, “Hasarsız Satılık Beden”i Paris’te Okurlarıyla Buluşturdu. Paris Anadolu Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte yazar Gülçin Kaya Rocheman, “Hasarsız Satılık Beden” adlı kitabının ortaya çıkış sürecini, kadınlık ve annelik temalarını ve öykülerinin arka planını anlattı.Anadolu Kültür Merkezi’nde Gülçin Kaya Rocheman’ın “Hasarsız Satılık Beden” adlı kitabının tanıtım ve imza günü gerçekleştirildi. Etkinlik, merkezin Başkanı Dr. Demir Fıtrat Onger’in kültür merkezinin tarihini ve faaliyetlerini anlattığı konuşmayla başladı. Onger, 1984’te kurulan merkezlerinin 41 yıldır Paris’te sanat, kültür ve dil eğitimine katkı sunduğunu ifade ederek, sergilerden konferanslara, konserlerden kitap tanıtımlarına kadar geniş bir yelpazede etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Onger’in ardından söz alan merkez Genel Sekreteri Hakan Özer, Rocheman’ın hem yazar kimliğine hem de merkezin geçmişindeki öğretmenlik ve tiyatro çalışmalarına değindi. Özer, kitabın kadın bedenine, kimlik ve annelik deneyimlerine dair güçlü bir tartışma alanı açtığını belirterek söyleşiyi başlattı.
Hakan Özer; “Hasarsız Satılık Beden’i yazma süreci nasıl başladı? Bu kitabı tetikleyen bir duygu ya da kişisel bir deneyim var mı?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Oturup planladığım bir proje değildi. Yazı hep hayatımdaydı; şiir, günlükler, küçük öyküler… 2020’de bir kitap oluşturma fikri doğduğunda eski öykülerime baktım ve ortak bir tema aradım. Anne-kız ilişkisi, kadınlık ve annelik üzerine yazdığım on öyküyü görünce ilhamın hep buralardan geldiğini fark ettim. Kendi yaşamımdan da izler var elbette; sıradan bir ailede büyümediğimi bilenler bilir. Ama başkalarının yaşamlarına bakmak, kadınların farklı deneyimlerini anlamak da yazıyı besledi.”
Hakan Özer; “Kitabın adı ‘Hasarsız Satılık Beden’ güçlü bir metafor. Bu ifadeyle neyi anlatmak istediniz?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Türkçede ‘hasarsız satılık’ dendiğinde çoğumuzun aklına araba ilanı gelir. Araba, özellikle erkeklerin gözünde çok değer verilen bir meta. Kadın bedenine yönelik toplumsal bakışta da benzer bir metalaştırma var. Kadının sürekli güzel, genç, ‘bakımlı’ olması gerektiğine dair görünmez baskılar… Erkek bedeni üzerinde aynı baskı yok. Bu nedenle bedenin bir meta gibi algılanmasına bir gönderme yapmak istedim.”
Hakan Özer; “Öykülerde sıkça karşımıza çıkan ‘canavarlaşma’ hali sizin için ne ifade ediyor?”

Gülçin Kaya Rocheman: “‘Nasıl Canavar Oldum’ öyküsünde bir sabah canavarlaşarak uyanan bir kadın var. Bu, aslında bir patlama anı. Yıllarca iyi anne, iyi ev hanımı, iyi komşu olmaya çalışmış; mükemmelliğin yükünü taşımış bir kadının isyanı. İçten içe birikenlerin dışa vurumu…”
Hakan Özer; “Öykülerinizdeki kadınlar annelikle ya da annesizlikle çatışıyor. Bu temalar kişisel deneyimlerden mi yoksa toplumsal gözlemlerden mi besleniyor?”

Gülçin Kaya Rocheman: “İkisi de. Kadınların düşük, doğum, annelik baskısı gibi konularda yaşadığı duyguları çok dinledim, çok gözlemledim. Annelik her zaman söylendiği gibi kutsal bir duygu olmayabilir. Bir kadın düşük yaptığında kendini suçlu hissetmemeli. Bunların normal olduğunu, birçok kadının benzer süreçlerden geçtiğini anlatmak istedim.”
Hakan Özer; “Annelik deneyimini idealize eden mitlere mesafe koyuyorsunuz. Bu mitlerde sizi en çok rahatsız eden ne?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Bir şeyi ne kadar yüceltirseniz o kadar kalıplaştırırsınız. ‘Tüm anneler aynı duyguları yaşar’, ‘anne olunca her şey anlam kazanır’ gibi kalıplar kadınlara ‘Ben neden böyle hissetmiyorum? Bende bir gariplik mi var?’ diye düşündürüyor. Oysa bin çeşit annelik, bin çeşit kadınlık var.”
Hakan Özer; “Annelik ve kadınlık arasındaki çizgiyi nasıl tanımlıyorsunuz?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Bizim toplumumuzda annelik hâlâ ulaşılması gereken bir mertebe gibi sunuluyor. Anne olmak istemeyen kadınlar kendilerini eksik hissetmemeli. Öte yandan anne olan kadının kadınlığından uzaklaştırılması da çok yanlış. ‘Sen artık annesin, niye süsleniyorsun?’ gibi baskılar iyi gelmiyor. Annelik, kadınlığın yerine geçmemeli.”
Hakan Özer “Kendinizi çağdaş Türk kadın yazarlarıyla bir edebi akrabalık içinde görüyor musunuz?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Bunu benim söylemem zor ama iki arkadaşım taslağı okuduğunda bağımsız olarak Ayfer Tunç’la bir benzerlik hissettiklerini söylediler. Okurların yorumlarını duymak beni de besliyor.”
Hakan Özer; “Kadın okurlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Çok güçlü dönüşler aldım. Kimileri okurken ağladığını söyledi. Kimi, terapi sürecinde olduğu için kitabı okumaya cesaret edemediğini anlattı. Yeni doğum yapıp ‘beni dağıttın’ diyenler oldu. Farklı öykülerin farklı kadınlara dokunması beni mutlu ediyor.”
Hakan Özer; “Bu kitap bir ayna mı, yoksa toplumdaki çatlakları gösteren bir metin mi?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Daha çok ayna. Farklı annelikleri, kadınlık hâllerini olabildiğince çeşitlendirmeye çalıştım. Okur kendi aynasında ne görüyorsa onu alsın istedim. Ama elbette toplumsal baskıların yarattığı çatlakları da görünür kılıyor.”
Hakan Özer; “Yeni bir kitap üzerinde çalışıyor musunuz?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Evet. Zaman bulabilirsem bitireceğim. Yaklaşık yüzde 70’i tamamlandı. Ayrıca daha önce yazdığım, yayınlanmamış öyküler de var. Belki onları da ayrı bir kitapta toplayabilirim.”
Hakan Özer; “Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?”

Gülçin Kaya Rocheman: “Okur yorumları benim için çok değerli. Bugün burada olduğunuz için çok teşekkür ederim. Okuduktan sonra da bana ulaşabilirsiniz, konuşabiliriz.”