Bugünkü konuğumuz, Fransa’nın vitrindeki Türklerinden biri olan, Türk sanat müziği sanatçısı Sonay Menteş. Türkiye’de eğitimini tamamladıktan sonra katıldığı bir ses yarışmasında derece elde eden, ancak ailesinin olumsuz tutumu nedeniyle sahne sanatçılığına devam edemeyen Sonay Menteş, Türkiye’de kurduğu ses sanatçısı olma hayaline Paris’te kavuşmuş. Yaklaşık 15 yıldır yemekli bir aile restoranında hafta sonları sahne alan sanatçımız, Türk sanat müziğini Paris’te yaşatmaya devam ediyor.
Tansu Sarıtaylı: Kaç yıldır Sahnedesiniz Sonay Hanım?
Sonay Menteş: Bu projede bana da yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Burada olmaktan çok mutluyum. Çocukluk ve ergenlik dönemimi, 17 yaşıma kadar Türkiye’de geçirdim. Daha sonra Fransa’ya gelmeden önce bir ses yarışmasına katıldım. Bu, iller arası bir ses yarışmasıydı. O dönemde yarışmada derece elde ettim. Fakat annemden ve babamdan gizli olarak katıldığım için sonrasında düşündüğüm projeler ilerleyemedi. Babam bu duruma hemen müdahale etti.
Fransa’ya geldikten sonra ise Türk sanat müziği konusunda bana yardımcı olabileceğini söylemişti. İlk sahne deneyimim de bu şekilde gerçekleşti.
Kahramanmaraş’ın Pazarcık bölgesinde, iller arası ses yarışmasıyla başladım. O heyecanı, alkışları ve müziğin canlılığını bir kez tattıktan sonra müzik benim için çok büyük bir tutku hâline geldi.
Fransa’ya geldikten sonra daha çok düğünlerde sahne almaya başladım. Aslında daha önceden aklımda buna benzer projeler de vardı ve bana bazı teklifler sunuldu. Fakat bu tür projelere çok sıcak bakamadım. Çünkü pek hoşuma gitmiyordu. Bunun nedeni, sunulan müziğin daha çok folklorik ağırlıklı olmasıydı.
Ben daha çok üzerinde çok çalışılmış, belirli bir seviyeye ulaşmış, zirve yapmış şarkıları söylemeyi seviyordum. Ayrıca Türk sanat müziğine karşı özel bir hevesim ve bu alanda bir yeteneğim vardı. Bu yeteneğimi kullanmak istiyordum. Bu nedenle düğünlere başlangıçta pek fazla ilgi göstermemiştim.
Tabii, şimdi durum değişti. Artık düğünlere de açığız. Her şeyi yapmak zorundayız. Halkımıza her türlü müziği ve bütün müzik tarzlarını sunmamız gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle kendimi bu açıdan tamamen geliştirdiğimi söyleyebiliriz.
Tansu Sarıtaylı: Zaten şöyle bir durum var. Sonay Hanım dediğiniz zaman, sanatçı Sonay dediğiniz zaman benim bildiğim, duyduğum ve gördüğüm kadarıyla Türk sanat müziğiyle özdeşleşmiş bir isim akla geliyor. Çalıştığınız yerde de biliyorum, orada herkes tarafından tanınan birisiniz.
Sonay Menteş: İhtiyaç tabii. Burada yerel sanatçılardan düğünlerde sahne almaları da isteniyor. Biz de oralara gidip şarkılar söylüyoruz.
Tansu Sarıtaylı: Ama siz, burada Türk sanat müziği söyleyen ender yerel sanatçılardan birisiniz. Türk sanat müziği söylerken kendinizi daha mı rahat hissediyorsunuz?
Sonay Menteş: Şöyle söyleyebilirim: Türk sanat müziği, çocukluğumdan kalma bir tutku. Babam öğretmendi ve Türkiye’de uzun yıllar okul müdürlüğü yaptı. Biz de devletin lojmanlarında kalıyorduk. Hafta sonları öğretmenler gelir, bir araya toplanır, birlikte şarkılar söyler ve kendi aralarında küçük eğlenceler düzenlerlerdi.
O dönemlerde televizyonda ve radyolarda çok fazla Türk sanat müziği dinlenirdi. Hatta folklorik müzikten ve türkülerden daha fazla Türk sanat müziği icra edilirdi. Sanırım bu müzik sevgisi de o günlerden bana miras kaldı. Herhâlde kendimi en iyi ifade edebildiğim ve en güzel yorumladığım müzik türü Türk sanat müziği.
Tansu Sarıtaylı: Ama yine de folklorik müzik de söylüyorsunuz. Türkülerimizi de seslendiriyorsunuz.
Sonay Menteş: Pop müzik de dâhil olmak üzere her dalda eserler seslendirmek gerektiğini düşünüyorum. Artık müzik benim için bir tutku. Bunu mutlaka dinleyicilerime sunmam gerektiği için değil, içimde gerçekten böyle bir müzik tutkusu olduğu için yapıyorum. Severek ve büyük bir hevesle şarkılar söylüyorum. Bu konuda başarılı olduğumu da sanıyorum.
Tansu Sarıtaylı: Tabii. Bir de dinleyicilerin sizden beklentileri ve istekleri var. Hangi türde müzik dinlemek istiyorlarsa, bir sanatçı olarak onların isteklerini karşılamak ve istedikleri şarkıları seslendirmek gerekiyor. Öyle değil mi?
Sonay Menteş: Elbette. Program gereği kendi repertuvarımda bulunan şarkıları seslendiriyorum. Ancak beni dinlemeye gelen insanların istekleri doğrultusunda şarkı ve türküleri okumak, bir sanatçı olarak dinleyicime duyduğum saygının göstergesidir. Ben böyle düşünüyorum. İstekte bulunulan eser repertuvarımda olmasa bile bildiğim kadarıyla seslendirerek istekte bulunan kişiyi memnun etmek isterim.
Tansu Sarıtaylı: Fransa’da bir sanatçı olarak çalışmak kolay mı, zor mu?
Sonay Menteş: Benim açımdan çok zor oldu diyebilirim. Burada kendime bir yer edinmek ve kendimi kabul ettirmek oldukça uzun zaman aldı. Elbette önümü kesmek, ayağımıza çelme takmak ve yolumuzu kapatmak isteyenler de olmadı değil. Ancak bana büyük destek verenler de oldu. Sonunda ülkemizin insanları, yaptığım müzik tarzına ilgi duyduklarını gösterdiler. Onların destekleri sayesinde bugünlere kadar geldim. Bu, gururla söyleyebileceğim bir durum.
Yemekli bir restoranda akşam saat 20.00’de başlayıp gece 00.00’da sona eren bir müzik programında, sekiz veya dokuz yıl boyunca çalışmış ve bugüne kadar gelmiş bir sanatçıyım.
Türkiye’den sanatçı getirerek belirli bir süre izleyici toplamak ve insanların ilgisini çekmek mümkün olabilir. Ancak her hafta sonu aynı mekânı doldurmak oldukça zor bir iş. Ben bunu başardığımı düşünüyorum. Tabii ki kolay olmadı, çok zordu. Fakat bugün geldiğimiz noktada durumumuzun oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim.
Tansu Sarıtaylı: Her hafta sonu sahneye çıkıyor ve salonu dolduruyorsunuz. Bu, gerçekten bir sanatçı için önemli ve büyük bir başarı olsa gerek. Sizin klipleriniz de var. Şimdiye kadar kaç klip çektiniz, Sonay Hanım?
Sonay Menteş: Ortalama sekiz klibimiz oldu. Ancak bunlardan iki tanesi gerçekten daha fazla öne çıktı. Son yaptığımız çalışmada, Sezen Aksu’nun Kaybolan Yıllar adlı şarkısını yeniden düzenleyerek dinleyicilerimize sunduk. Çok güzel bir çalışma oldu.
Sevgili keman üstadı Baki, kemanıyla bu klibe ayrı bir renk kattı. Kendisi çok değerli bir sanatçımızdır. Aynı zamanda orkestra şefidir. Bize destek olmak için yardım elini uzattı. Çalışmamız gerçekten çok güzel geçti. Klip çekimini İstanbul’da gerçekleştirdik.
Şimdi yine küçük çaplı bazı projelerimiz var. İnşallah önümüzdeki dönemlerde, zamanı geldiğinde onları da hayata geçireceğiz.
Tansu Sarıtaylı: Organizatörlerden böyle bir teklif gelse, herhangi bir yerde konser vermeyi düşünür müsünüz?
Sonay Menteş: Daha önce birkaç konser verdim ancak bunlar şimdiye kadar yalnızca bana yönelik, kişisel konserler olmadı. Fransa’da böyle bir organizasyona ihtiyaç duyulur mu, özellikle Paris ve çevresinde böyle bir talep olur mu, açıkçası bilemiyorum.
Şöyle bir durum var: Her hafta sonu belirli bir mekânda, belli saatler arasında sahne alıyorum. Bizi dinlemek isteyenler de zaten oraya geliyorlar. Ancak Fransa genelinde böyle bir organizasyon neden olmasın? Elbette isterim. Böyle bir çalışma, bütün sanatçıların en büyük hayallerinden biridir.
Tansu Sarıtaylı: Fransa’nın başka şehirlerine de gidiyorsunuz. Bir yerden davet veya talep geldiğinde sahne almak için o şehirlere gidiyorsunuz. Peki, bugüne kadar hangi şehirlerde sahne aldınız?
Sonay Menteş: Özellikle Lyon şehrinden oldukça fazla talep geldi. Almanya’ya kadar gittik. Konser vermek amacıyla Hollanda’ya gittiğim de oldu. Ayrıca şu anda isimlerini hatırlayamadığım bazı küçük kasabalar da var. Bu yerler küçük olmasına rağmen Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler.
Genel olarak çeşitli kutlamalar ve organizasyonlar için talepler geliyor. Biz de bu davetleri değerlendirerek gidiyoruz. Oralardaki programlarımız da elbette konser niteliğinde oluyor.
Tansu Sarıtaylı: Bir sanatçının çalışma ortamındaki sosyal güvenlik koşulları nasıl? Örneğin Fransa’da çalıştığınız mekânda size herhangi bir sosyal güvence veya sosyal güvenlik hakkı sağlanıyor mu?
Sonay Menteş: Benim çalışma anlayışımda farklı bir yaklaşım oluştu. Dinleyicilerimle iletişimim biraz daha farklı. Şöyle ki insanlar mekâna geldiğinde doğrudan kendim yanlarına giderek onlarla tanışmayı tercih ediyorum. Bu dostane yaklaşımımın avantajını kullanıyorum.
Bu durum beni çok mutlu ediyor. Karşımdaki insanların da kendilerini özel hissettiklerini ve bu yaklaşımdan mutlu olduklarını görüyorum. Aramızda gerçekten güzel bir iletişim ve karşılıklı bir alışveriş oluşuyor.
Bu yaklaşım benim için bir güven ortamı sağlıyor. İnsanlar beni daha yakından tanıyorlar, ben de onları tanıma fırsatı buluyorum. Hatta bu insanlar benim de aklımda kalıyor. Onlarla oturup sohbet etmek, birkaç kelime de olsa karşılıklı konuşmak, her iki tarafı da mutlu ediyor.Bence bu tür bir iletişim, güven oluşturmak açısından son derece önemli.
Tansu Sarıtaylı: Aslında şunu demek istemiştim: Fransa’daki Fransız sanatçılar, sanatçı olarak tanındıkları için çalışamadıkları veya işsiz kaldıkları dönemlerde devlet tarafından kendilerine her ay belirli bir miktarda ödeme yapılıyor. Yani siz de sahneye çıkıyorsunuz. Çalıştığınız iş yerinde sigortalı olma durumunuz var mı? Çünkü sonuçta bir kaza veya iş kazası yaşanabilir. Benim öğrenmek istediğim, böyle bir sosyal güvencenizin olup olmadığı.
Sonay Menteş: Evet, kesinlikle var. Örneğin her hafta sonu sahne aldığım mekân beni mutlaka resmî olarak bildirerek çalıştırıyor. Bu konu benim için özellikle çok önemli. Böyle bir güvencemin olması gerekiyor ve bu konuda herhangi bir sorun yaşamıyorum.
Özellikle Covid-19 döneminde bunun bizim için ne kadar büyük bir avantaj olduğunu gördük. Sosyal güvence meselesi, o dönemde gerçekten çok önemliydi.
Tansu Sarıtaylı: Bunun dışında, gelecekte gerçekleştirmek istediğiniz yeni çalışmalarınız neler? Fransa’da, özellikle Paris’te, sanat adına beklediğinizi bulabildiniz mi? Sanatçı olarak hayalini kurduğunuz noktaya ulaşabildiniz mi?
Sonay Menteş: Şimdiye kadar burada hiç yapılmamış bir şeyi gerçekleştirdiğimi, hatta kendi çabalarımla yeni bir çalışma anlayışı ortaya koyduğumu söyleyebilirim. Bu konuda kendimle gurur duyuyorum. Fransa’da, yani Paris’te, yemekli bir restoranda ailelerin çocuklarıyla, anne ve babalarıyla birlikte oturup çeşitli kutlamalar yapabilecekleri, eğlenebilecekleri ve güzel şarkılar dinleyebilecekleri bir ortam sunan sanatçı olarak yola çıktım. Bu düşüncem ve bu tarz çalışmam tuttu. Üstelik gayet güzel de ilerliyor.
Ancak gelecek için gerçekleştirmeyi çok istediğim güzel bir projem var. Bunu şimdi sizinle paylaşabilirim. En büyük isteklerimden biri, canlı bir orkestrayla bir müzikholde sahne alarak müziğimi halkımıza sunmak.
Bunun gerçekten çok güzel olacağına inanıyorum. Üstelik yalnızca bir orkestrayla sınırlı kalmak istemiyorum. Çok güzel enstrümanlarımız var. İnsanlarımıza canlı müziğin, birbirinden güzel enstrümanların ve gerçek bir orkestra eşliğinde sahne almanın zevkini ve keyfini yaşatmayı istiyorum. Sanırım yakın bir zamanda bu hayalimi de gerçekleştireceğim.
Tansu Sarıtaylı: O zaman bu projeniz yakın gelecekte gerçekleştirmeyi düşündüğünüz bir çalışma. Böyle bir projeniz olduğunu anladım. Gerçi şu anda ikili olarak gerçekleştirdiğiniz sahne çalışmalarını tek başınıza yönetiyorsunuz. Dokuz, on yıldır bu şekilde sahne almak bir sanatçı için kolay olmasa gerek. İlk olarak Sultan Restoran’da sahneye çıkmıştınız, değil mi?
Sonay Menteş: Evet, Paris’te ilk kez Sultan Restoran’da sahne aldım. Orası da akşam yemekli bir restorandı. Daha sonra bildiğiniz gibi çalışmalarımız devam etti. Sultan Restoran kapandıktan sonra Paşa Restoran’da sahne almaya başladık. Orada da kapanışına kadar oldukça uzun bir süre sahneye çıktık. Oradan da bugüne kadar aynı şekilde çalışmalarımızı sürdürerek geldik. Şimdilik devam ediyoruz. Artık kısmet, nereye kadar giderse…
Tansu Sarıtaylı: İstediğiniz zaman Fransızca da şarkı söylüyorsunuz, değil mi? Fransızca eserleri de seslendiriyorsunuz.
Sonay Menteş: Evet. Fransızca şarkı söylemeye karşı çok ayrı bir ilgim ve hevesim var. Halkımızdan aldığım tepkiler, bu şarkıları gayet güzel seslendirdiğimi gösteriyor. Bu da beni çok mutlu ediyor. Dinleyicilerimin beni ayakta alkışlaması ve coşkuyla tezahürat yapması, hevesimi daha da artırıyor ve kendimi bu alanda geliştirmem için bana büyük bir motivasyon sağlıyor.
Tansu Sarıtaylı: Peki, Sonay Hanım, sahnede hiç unutamadığınız bir anınız var mı?
Sonay Menteş: Beni en çok etkileyen an, elbette ilk sahne deneyimimdi. İlk gerçek sahne deneyimim, katıldığım ses yarışmasındaki sahneydi. Kahramanmaraş’ta, henüz 17 yaşındayken katıldığım bu yarışmadan çok etkilenmiştim. İnanın, zaman zaman burada elde ettiğim başarının belki de o gün yaşadığım heyecandan ve o yarışmanın bende bıraktığı etkiden kaynaklandığını düşündüğüm olmuştur.
Tansu Sarıtaylı: Peki, burada, Paris’te sahnede yaşadığınız ve unutamadığınız bir anınız var mı?
Sonay Menteş: Beni çok derinden etkileyen özel bir durum olmadı. Öyle bir anım olsaydı herhâlde mutlaka aklımda kalırdı. Demek ki henüz böyle bir şey yaşamadım. Her şey gayet normal ve güzel bir şekilde ilerliyor. Anlatmak istediğim buydu.
Tansu Sarıtaylı: İzleyici salonu doldurduğunda, özellikle kalabalık olduğu zamanlarda, şarkılarınızı daha büyük bir coşkuyla söylediğiniz oluyor mu? Elbette her zaman coşkuyla söylüyorsunuz. Benim merak ettiğim, dinleyici sayısı arttığında sahnedeki heyecanınızın ve coşkunuzun da artıp artmadığı.
Sonay Menteş: Elbette. Şöyle bir durum var: İnsanlar ne kadar kalabalık olursa ortam da o kadar eğlenceli oluyor. İlgi ve alkışlar arttıkça bir sanatçı olarak biz de bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Çünkü ruhumuzu bu şekilde doyuruyoruz. Dinleyicilerimizden aldığımız enerjiyi yeniden onlara aktarıyoruz. Gerçekten çok güzel bir duygu.
Bazen şarkı söylediğim sırada salonda bir sessizlik olduğunda, acaba ne oluyor, beğendiler mi, beğenmediler mi diye içimde bir şüphe oluşabiliyor. Ancak alkışlarıyla bana şarkıyı ve yorumumu beğendiklerini hissettirdiklerinde bu şüphe ortadan kalkıyor. İşte o an benim için çok özel ve çok güzel bir duyguya dönüşüyor.
Tansu Sarıtaylı: Sahne programınızın repertuvarını kendiniz mi hazırlıyorsunuz, yoksa halkın ve dinleyicilerin isteklerine göre mi bir repertuvar oluşturuyorsunuz?
Sonay Menteş: Şöyle söyleyeyim: Öncelikle halkımızın isteklerine çok dikkat ediyorum. Dinleyicilerimin taleplerine öncelik veriyorum. İstedikleri şarkıları ve türküleri mutlaka not ediyorum. Onların müzik tercihlerini öğrenmeyi kendime bir görev olarak görüyorum.
Elbette hoşuma giden eserleri öğrenerek repertuvarıma katıyor ve sahnede seslendiriyorum. Ancak sevmediğim, hoşlanmadığım ya da sesime ve yorumuma yakışmadığını düşündüğüm bir şarkı olduğunda kendimi zorlamıyorum.
Tansu Sarıtaylı: Sizi izleyen ve dinleyen bir aileden hakkınızda duyduğum bir değerlendirmeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Sizin için, “Hanımefendi bir sanatçı. Giyimiyle, kuşamıyla, her yönüyle tam anlamıyla bir sahne sanatçısı.” demişlerdi. Bazı sanatçıların sahne kıyafetlerine yeterince dikkat etmediğini, hatta günlük kıyafetleriyle sahneye çıktıklarını da söylediler. Sizin bu konudaki hassasiyetiniz gerçekten dikkat çekiyor.
Sonay Menteş: Az önce de söylediğim gibi, öncelikle bir sanatçı olarak halkımıza karşı bir görevimiz ve sorumluluğumuz var. Bu hizmeti sunarken her zaman gerektiği gibi yerine getirmeye çalıştım. Hem kulağa hem de göze hitap etmek gerektiğine inanıyorum.
İnsanlar bizi dinlemek için uzun yollar kat ediyor, zamanlarından fedakârlık ediyorlar. Kendi aralarında, “Bugün oraya gideceğiz.” diyerek plan yapıyor ve gelip bizi dinliyorlar. Ben bu davranışa çok büyük saygı duyuyorum. Dolayısıyla onların bu ilgisine ve ayırdıkları zamana gerektiği gibi karşılık vermeye çalışıyorum. Üstelik bunu severek yapıyorum.
Ayrıca sahneye hazırlanmak, güzelce süslenmek, şık bir şekilde ve bir sanatçıya yakışır zarafetle karşılarına çıkıp onlara müziğimi sunmak bana büyük mutluluk veriyor. Dinleyicilerim de bu konuda düşüncelerini dile getiriyorlar.
Bir dönem sahneye biraz daha özen göstererek çıkmaya başladım. Özellikle kadın dinleyicilerimden çok güzel yorumlar aldım. Bana, “Sonay Hanım, biz sizin kıyafetlerinize bayılıyoruz. Sizi seyretmek ve dinlemek bizim için ayrıcalık. ‘Şöyle güzel bir sanatçı dinleyelim, seyredelim.’ diyerek özellikle sizi dinlemeye geliyoruz.” diyorlardı.
Bu tür güzel sözler ve küçük mesajlar aldıkça sahne sanatçılığına verdiğim önemi daha da artırdım. Zamanla sahnedeki sanatçı kimliğimi bugünkü noktaya taşıdım.
Tansu Sarıtaylı: Paris’e gelmeden önceki yıllarınızı düşünelim. Türkiye’de, henüz 17 yaşındayken o ses yarışmasına katıldığınız dönemde, bir gün Paris’te sahneye çıkacağınız hiç aklınıza gelir miydi?
Sonay Menteş: Hayır, hiç düşünmüyordum. Ancak bir gün mutlaka sanatçı olacağıma kesinlikle inanıyordum. Ne kadar engelle karşılaşsam da biliyorsunuz, bizim Türk aile yapımızda kız çocuklarımızı koruyup kollamak konusunda oldukça hassas davranılır. Anne, baba ve aile olarak çocuklarımızı gözümüz gibi sakınırız. Ben de bir öğretmenin çocuğu olarak yetiştiğim için ailemin bu konuda daha dikkatli olması gerekiyordu. Belirli sınırlarımız vardı ve bu sınırların dışına çıkamıyorduk. Ailem tarafından korunup kollanıyordum. Aslında bu da gayet normal ve doğal bir durumdu.
O dönemlerde yaptığım şeyi belki de yalnızca hoşça vakit geçirmek, sohbet etmek ve kendi aramızda eğlenmek amacıyla gerçekleştiriyordum diye düşünüyordum. Ancak bir gün mutlaka sahneye çıkacağımı hayal ediyordum. Evet, böyle bir hayalim vardı. Fakat bunu Fransa’da gerçekleştireceğim aklımın ucundan bile geçmiyordu.
Tansu Sarıtaylı: Ben de sizin için Paris’te sahne almaya başlamak ve yıllarca burada şarkılar söyleyerek sanat hayatınızı sürdürmenin büyük bir sürpriz olduğunu düşünüyorum.
Sonay Menteş: Burada ilk kez sahne almaya niyetlendiğim dönemlerde, bu ortamlara girmeye başladığımda bazı karşılaştığım durumlar hoşuma gitmemişti. Hatta bir ara, şarkı söyleyebilmek uğruna bunlara katlanmak zorunda kalacağımı düşünerek bu işi bırakmayı bile aklımdan geçirdim.
Ancak daha sonra şöyle düşündüm: Yanımda sağlam bir müzisyen olursa, onun da niyeti iyiyse, sanatçılık anlayışına sahipse ve bana güzel bir ortamda, bir restoranın aile ortamında sahne alma imkânı sağlayabilirse neden olmasın?
İşte bu düşünceyle Alko ile birlikte bu yola çıkmaya karar verdik. İkimiz birlikte bu girişimde bulunduk. Sonuçta güzel oldu ve bugünlere kadar geldik.
Elbette belirli şartlara uymak zorundaydım. Ancak aynı zamanda kendi çalışma koşullarımı ve istediğim sahne ortamını da kendim oluşturdum.
Tansu Sarıtaylı: Peki, ilk başladığınız yıllarla bugünkü dönem arasında, izleyicilerin bir sanatçıya gösterdiği ilgi bakımından nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Sizce dinleyicilerin sanatçıya olan ilgisi yıllar içerisinde nasıl değişti?
Sonay Menteş: İlgi her zaman var. Zaman zaman değişiklikler yaşansa da yeni yüzler ve yeni karakterler her zaman ortaya çıkıyor. Artık şunu anladım ki hiçbir şey sürekli aynı kalmıyor. Kimse kalıcı değil. Hiçbir ortam da başladığı gibi devam etmiyor. Biz sanatçılar olarak herkese ve değişen koşullara uyum sağlamak zorundayız.
Bir sanatçı olarak kalıcı olabilmek gerçekten çok zor. Ancak sanırım işimizi ciddiyetle yaptığımız ve bu ciddiyeti koruduğumuz sürece kalıcı olmak mümkün.
Tansu Sarıtaylı: Sonay Hanım, bana zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Ben size merak ettiğim konularla ilgili sorular yöneltmeye çalıştım, siz de içtenlikle cevapladınız. Ancak benim unuttuğum, sizin de özellikle dile getirmek istediğiniz başka bir konu var mı? Dinleyicilerimize iletmek istediğiniz bir mesajınız varsa buyurun, sizi dinliyorum.
Sonay Menteş: Dinleyicilerimize vermek istediğim mesaj şöyle olabilir: Repertuvarımız oldukça geniş. Her ortama ve her yaş grubuna hitap edebilecek bir müzik kapasitemiz var. Bu noktaya gelebilmek için yıllarımızı verdik, uzun yıllar boyunca çalışmalar yaptık ve kendimizi geliştirmek için büyük emek harcadık.
Güzel izleyicilerimizin ve değerli dinleyicilerimizin bizi izlemeye, dinlemeye ve sahnelerimize gelmeye devam etmelerini istiyorum. Çünkü onların desteğiyle benim de sahne hayatımın daha uzun yıllar devam etmesini diliyorum.
Tansu Sarıtaylı: Çok teşekkür ederim.
Sonay Menteş: Rica ederim. Ben teşekkür ederim.














