PARİS’TE : ” ATATÜRK VE TÜRK MİLLETİNİN VAROLUŞ MÜCADELESİ ” KONFERANSI

Paris’te 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü vesilesiyle Paris’teki kısa adı ” LADAP ” olan Paris Atatürk Dostları Derneği ile Paris Anadolu Kültür Merkezi tarafından ” Atatürk ve Türk Milletinin varoluş Mücadelesi ” Konferansında, Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Büyük Taarruz’un önemini anlattı. Emekli Tümgeneral, yazar Ahmet Yavuz, Büyük Taarruz’un öncesine, sonrasına ve tarihi zaferin kahramanlarına dair konferansa katılanların bu konudaki sorularını cevaplandırdı.
Emekli Tümgeneral Yavuz, Milli Mücadele’nin “finali” Büyük Taarruz’un öncesini, sonrasını ve tarihi zaferde Mustafa Kemal Paşa’nın stratejik etkisini ve Milli Mücadele’nin ana stratejisi içinde Büyük Taarruz’un önemi tarih vererek dinleyicilere anlatan Emekli General Yavuz, ” Milli Mücadele’nin maksadı esas olarak millete dayalı bir güç oluşturmak ve bu gücü etkili kullanmak suretiyle emperyalist işgali sonlandırmak ve yeni bir ülke vücuda getirmekti. Bunun için yola çıkılmıştı. Mustafa Kemal’in büyük stratejisi hiçbir barış girişimine kapıyı kapamadan savaşa hazırlanmaya dayalıydı. Savaş ise bağımsızlığın ve egemenliği aracı olarak öngörülmüş olduğunu ” ifade etti.
” Mustafa Kemal Atatürk, önce iç cepheyi sağlama aldı. Yunan ordusunun 1920’de İzmir civarındaki Milne Hattından genleşerek Bursa’ya yöneldiğinde Halife ordusu da Bolu civarını kontrol altına almıştı. Ağustos ayında Mudurnu’dan geriye atıldı. Bu süreç aynı zamanda iç savaştı. Etkin güç Kuvayı Milliye idi. Aynı yıl Doğu Cephesi emniyete alındı ve İngiltere’nin Sovyetler ile Ankara arasında oluşturmaya çalıştığı Kafkas Seddi yıkıldığını ” belirtti.Düzenli orduya geçişle stratejik savunma eşzamanlı olduğuna dikkat çeken Emekli Tüm General Yavuz, 1921 başında Çerkez Ethem’in tasfiyesiyle Birinci İnönü muharebeleri aynı zaman dilimi içinde yaşanmış ve düzenli orduya geçişin ilk başarısı alınmıştır. Başarıyla yapılan İkinci İnönü muharebelerini başarısız Kütahya-Eskişehir muharebeleri takip etmiş; Mustafa Kemal’in emriyle ordu Sakarya gerisine çekildi. Bu bir trateji meselesiydi. Orada yaşanan ölüm kalım mücadelesiydi.Çünkü hedef Ankara’nın varlığına son vermek ve Sevr’i kabul ettirmekti. Sakarya zaferiyle birlikte Yunan ordusunun taarruz azim ve iradesi kırılmış ancak savaşma azim ve iradesi devam etmiştir. O günün koşullarında Eskişehir-Afyonkarahisar hattına çekilen Yunan ordusu etkili olarak takip edilememiş ve taarruzla da geri atılamamış olduğunu ” anımsattı.Sakarya muharebeleriyle savaş tek cepheli hale getirildiğini ve stratejik taarruz aşamasına gelindiğinde, Fransa ve Sovyetler ile yapılan Ankara ve Moskova antlaşmaları bu hazırlıklar için yeni kaynaklar sağlamış oldu. Özellikle Çukurova’nın Fransızlarca boşaltılması insan, gıda ve silah temininde önemli rol oynadı. Dış ticaret kapısı olarak Mersin’in ve Toros demiryollarının kullanılması hazırlıklara katkı önemli katkı sağladı. Büyük Taarruz için Millet, Meclis ve Ordu hazırlanmış ve çok başarılı bir planlama ve icra sonucu ordunun zaferi gelmiştir ” dedi.Büyük Taarruz Yunan ordusunu savaşarak yenmenin final adımıdır. İngiltere’yi doğrudan savaşmadan dize getirmeye yol açmıştır. Bu kazanılan zaferlerin en değerlisidir. Büyük Taarruz başarısız olsaydı mevcut Türkiye ülkesiyle var olamazdı. Aynı zamanda Cumhuriyet de kurulamazdı. Bu yüzden Büyük Taarruz’u Kurtuluş’un anahtarı olarak görmek gerektiğine vurgu yapan Emekli General Ahmet Yavuz, ” Başkomutan, bilinçli adımlarla Milleti, Meclis’i ve Ordu’yu hazırladı. Sakarya’daki 100 bin mevcudun altındaki bir orduyu 200 binin üstüne çıkardı, donatımını ve kusursuz eğitimini sağladı. Strateji güç geliştirme ve maksada uygun kullanma bilim stratejisidir. 228 bin kişilik bir orduya karşı 208 bin kişilik bir orduyla taarruz etmek başlı başına riskli bir karar olduğuna değinen emekli General Yavuz,Ama Atatürk, O riski aldı. O risk bir matematiğe dayanıyordu. Cephenin çok bir kesiminde düşman karşısında zayıf kuvvetler bırakırken, 13 km. genişliğindeki dar bir alanda 1’e 6’lık sayı ve ateş gücü üstünlüğü sağlayan bir manevraya onay verdi. Bu manevrayla baskın etkisi elde edilerek düşman cephesi iki gün içinde yarıldı, düşman gerisinden kuşatıldı. Beşinci günün sonunda önemli bir bölümünün imhası sağlandı. Toplam 23 günün sonunda Yunan ordusu püskürtüldü. Yunan ordusu, Dumlupınar’dan itibaren geri çekilme esnasında yerleşim yerlerini yakıp yıkıp, masum insanları öldürerek insanlık suçu işlediğini ” ifade etti. Konferans sonrası Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Okurlarına kitaplarını imzaladı.