Paris Yunus Emre Enstitüsü “Türk Sanatı Platformu”nu Tanıttı. Paris Yunus Emre Enstitüsü, Türk sanatçıları, akademisyenleri ve araştırmacıları bir araya getirmeyi amaçlayan “Türk Sanatı Platformu” projesini düzenlenen etkinlikle tanıttı. Programda Prof. Dr. Leyla Alpagut’un Füreya Koral üzerine yaptığı kapsamlı sunum büyük ilgi gördü.
Paris Yunus Emre Enstitüsü, Türk sanatçıları ve akademisyenlerini aynı çatı altında toplayarak Fransa’daki kültürel görünürlüğü artırmayı amaçlayan “Türk Sanatı Platformu” projesinin tanıtımını gerçekleştirdi. Paris’te düzenlenen etkinliğe Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Bilgin Özmen, Enstitü Türk Kültürü ve Sanatı Daire Başkanı Dr. Ömür Karslı, Paris Müdürü Dudu Keleş ile çok sayıda sanatçı, araştırmacı ve akademisyen katıldı.
Sunumunu Fatih Marchal’ın yaptığı etkinlikte, Türkiye Cumhuriyeti Paris Büyükelçiliği 1. Müsteşarı Derli Demirel, Azerbaycan Büyükelçiliği Müsteşarı Nigar Hüseyin ile Yunus Emre Enstitüsü’nden yöneticiler de hazır bulundu.
“Kültürel diplomasiye katkı sunacağız”
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Bilgin Özmen, Enstitünün 70 ülkede 90’dan fazla merkezde faaliyet yürüttüğünü hatırlatarak, Paris’in kültür ve sanat açısından özel bir önem taşıdığını söyledi. Yeni platformun kültürel diplomasi çalışmalarını güçlendireceğini belirten Özmen, çeşitli sanat alanlarında etkinliklerin düzenleneceğini kaydetti. Özmen, platformun ilk projesinin Prof. Dr. Leyla Alpagut ile yürütüleceğini ifade ederek katkılarından dolayı teşekkür etti.
“Bu bir ekip çalışması”
Paris Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Dudu Keleş ise konuşmasında büyükelçilik ve konsolosluk temsilcileri ile Enstitü merkezinden gelen heyete teşekkür etti. Keleş, projenin tüm ekibin gayretiyle hayata geçtiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Burada bulunmak, birlikte düşünmeyi, üretmeyi ve paylaşmayı seçmektir. Türk Sanatı Platformu, Fransa’daki Türk sanatçıları, akademisyenleri ve araştırmacıların çalışmalarını görünür kılmayı hedefleyen önemli bir girişimdir.” dedi.
Prof. Dr. Leyla Alpagut’tan Füreya Koral’ın yaşamı ve sanatsal mirasına kapsamlı sunum
Etkinliğin son bölümünde Prof. Dr. Leyla Alpagut, Türkiye’nin öncü seramik sanatçılarından Füreya Koral’ın hayatı ve sanatını ele alan geniş kapsamlı bir sunum yaptı. Konuşmasında Koral’ın hem kişisel hikâyesini hem de Türkiye’de seramik sanatının gelişimine yaptığı katkıları detaylı şekilde anlattı.
Alpagut, Koral’ın köklü ve kültürle iç içe yaşayan Şakir Paşa ailesinin bir üyesi olarak küçük yaşlardan itibaren sanatla yoğrulmuş bir ortamda yetiştiğini söyledi. Koral’ın müzikle başlayan sanat yolculuğunun, henüz ergenlik çağında Atatürk’e verdiği küçük bir konserle ayrı bir anlam kazandığını, Atatürk’ün hatıra defterine yazdığı kısa mesajın sanatçı üzerinde derin bir etki bıraktığını aktardı.
Sunumda, Koral’ın uzun süreli bir hastalık döneminin ardından seramikle tanışmasını “hayata dönüş noktası” olarak gördüğü ve bu buluşmanın sanatçının tüm yönünü değiştirdiği anlatıldı. Prof. Dr. Alpagut, bu süreci şu sözlerle özetledi: “Füreya için seramik, yalnızca bir sanat üretimi değil; yaşamla yeniden bağ kurmanın bir yoluydu. Seramik onun nefes alanı, iyileşme dilidir.”
Koral’ın sanatında Selçuklu ve Osmanlı estetiğinin belirgin izler taşıdığını ifade eden Alpagut, sanatçının sıklıkla kullandığı Selçuklu turkuvazı, patlıcan moru, altıgen ve yıldız gibi geometrik motiflerin gökyüzü–yeryüzü ilişkisini sembolize ettiğini söyledi. Koral’ın çinileri yalnızca dekoratif bir unsur olarak değil, birer mimari kimlik ve estetik bütünlük unsuru olarak ele aldığını belirtti.
Prof. Dr. Alpagut, TBMM Şeref Holü, Dolmabahçe Sarayı ve Galataport İstanbul’da gerçekleştirdiği Füreya Koral sergilerinden örnekler göstererek TBMM koleksiyonunun bu sergilerle ilk kez kamuoyuna açıldığını hatırlattı. Sunumun bu bölümü izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Alpagut, Koral’ın hem mimari panolar hem de günlük kullanım eşyaları üzerinden “sanatı yaşamla buluşturma” hedefi taşıdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Füreya Koral, sanatın yalnızca müzelerde değil, insanların gündelik hayatında, evlerinde, dokundukları objelerde yer alması gerektiğini savunuyordu. Bir fincanın bile estetik bir düşünceyle şekillenmesi, onun için yaşam kalitesini artıran bir durumdu.” Sunumda ayrıca Koral’ın Paris ile olan bağına da değinildi; Paris’in sanatçı için hem ilham hem de kültürel etkileşim kaynağı olduğu aktarıldı.














