Sığınmacılar ve sivil toplum kuruluşları, Avrupa Parlamentosu’nun iltica ve geri dönüş düzenlemelerini onaylamasına tepki gösterdi. AB Ülkeleri son yıllarda ülkelerindeki kaçak yaşayan göçmenler için almayı planladığı aldığı sığınmacıların güvenli üçüncü ülkelere gönderilme amacına ulaştı. Avrupa Parlamentosu Yasayı Onayladı.
AB Birliği Ülkelerde Kaçak Yaşayan sığınmacıları sınır dışı etme imkân tanıyan yasa değişikliğini onaylamasının ardından Fransa’nın başkenti Paris’te protesto gösterisi düzenlendi. Çoğunluğunu Kuzey Afrika ülkeleri vatandaşlarının oluşturduğu sığınmacılar, göçmenler ve onlara destek veren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek kararı protesto etti.
Göstericiler, Avrupa Birliği’nin yeni İltica ve Göç Anlaşması ile Geri Dönüş Yönetmeliği kapsamında alınan kararların göçmenlerin temel haklarını olumsuz etkileyeceğini savundu. Protesto sırasında yapılan konuşmalarda, yeni düzenlemelerin sığınma hakkına erişimi zorlaştıracağı ve sınır dışı süreçlerini hızlandıracağı ifade edildi.
Avrupa Birliği’nin 27 üye devleti, uzun süredir yeni bir iltica ve göç politikası üzerinde müzakereler yürütüyordu. Üye ülkeler, Nisan 2024’te yapılan oylama sonucunda yeni İltica ve Göç Anlaşması üzerinde uzlaşmaya varmıştı. Avrupa Parlamentosu’nun söz konusu anlaşmayı onaylamasıyla birlikte, iltica süreçlerinin hızlandırılmasını amaçlayan düzenlemeler yürürlüğe girme aşamasına geldi.
Parlamento ayrıca Avrupa Birliği’nin ilk “güvenli menşe ülkeler” listesini de kabul etti. Listede Bangladeş, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Kosova, Fas ve Tunus yer alıyor. Yeni düzenleme kapsamında, sığınma başvuruları reddedilen kişilerin belirlenen güvenli ülkelere gönderilebilmesinin önü açılmış oldu.
Düzenleme, ulusal makamların sığınmacıları daha önce hiç bulunmadıkları üçüncü ülkelere gönderebilmesine yönelik yasal çerçeve oluşturuyor. Ayrıca karar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin, Avrupa’dan gönderilecek göçmenleri kabul etmeleri karşılığında üçüncü ülkelerle anlaşmalar yapabilmesine de olanak sağlıyor.
Karara karşı çıkan insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları ise uygulamanın uluslararası koruma hakkını zayıflatabileceği ve göçmenlerin güvenliği konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirebileceği görüşünü dile getiriyor. 














