Fransa’nın Vitrindeki Türklerinden Sinema Oyuncusu Cemil Yaramış

Screenshot

Fransa’nın Vitrindeki Türklerinden Sinema Oyuncusu Cemil Yaramış. Fransa’da yaşayan Keldani kökenli Türk vatandaşlarımızdan sinema ve tiyatro oyuncusu Cemil Yaramış, uzun yıllardır Fransız sinema ve televizyon sektöründe özellikle polisiye dizi ve filmlerde rol alıyor. Çocukluk yıllarında başlayan oyunculuk tutkusu sayesinde amatör tiyatrodan profesyonel oyunculuğa uzanan bir yolculuk yaşayan Yaramış’ın en büyük hayali ise bir gün Türkiye’de çekilecek bir sinema filminde rol almak.

Bugün “Fransa’nın Vitrindeki Türklerinden” söyleşi dizimizde Cemil Yaramış ile oyunculuk serüvenini, Fransa’daki sinema sektörünü ve yaşadığı deneyimleri konuştuk.

Tansu Sarıtaylı: Cemil Yaramış, sizi tanıyabilir miyiz? Kaç yıldır Fransa’dasınız?

Cemil Yaramış: Çok teşekkür ederim. Benim adım Cemil Yaramış. Şu anda 52 yaşındayım. 1981 yılında, yedi yaşındayken ailemle birlikte Fransa’ya geldim. Fransa’nın Montluçon şehrine yerleştik. İlk ve orta öğrenimimi burada tamamladım. Daha sonra Fransız Ordusu’nda polis olarak askerlik görevimi yaptım.

Tansu Sarıtaylı: Bildiğim kadarıyla daha çok polisiye film ve dizilerde rol aldınız. Bu bir tesadüf müydü, yoksa özellikle tercih ettiğiniz bir alan mıydı?

Cemil Yaramış: Aslında oyunculuk merakım çok küçük yaşlarda başladı. O yıllarda Türkiye’de siyah-beyaz televizyon vardı ve sadece bir-iki kanal yayın yapıyordu. Altı-yedi yaşlarındayken kovboy filmlerini büyük bir ilgiyle izlerdim. Oyunculuğa olan ilgim de o yıllarda başladı.

Montluçon’da amatör tiyatro çalışmalarına katıldım. Ancak burada oyunculuk alanında daha fazla ilerleyemeyeceğimi düşündüğüm için Paris’e gelmeye karar verdim. Paris’te aynı köyden ve kasabadan akrabalarımız vardı. Bu nedenle başlangıçta fazla zorluk çekmedim. Daha sonra anne, babam ve kardeşlerim de Paris’e taşındılar.

Tansu Sarıtaylı: Paris’e gelir gelmez oyunculuk alanında iş bulabildiniz mi?

Cemil Yaramış: Araştırdım ve sonunda bir casting ajansına başvurdum. Daha önce tiyatro deneyimim olduğunu anlattım. Adresimi aldılar ve “İhtiyaç olursa sizi ararız.” dediler. Bir süre sonra gerçekten aradılar. Önce kısa bir deneme çekimi yaptık. Beğenilince bana bir filmde küçük bir rol verdiler.

Daha sonra Paris’te tanıştığım bir hanım bana çok yardımcı oldu. Kendisi, ünlü Fransız sanatçı Claude François’nın sahne dansçılarından biriydi ve aynı zamanda bir oyunculuk ajansı vardı. Beni ajansına aldı. Onun desteği sayesinde birçok polisiye dizi ve filmde rol alma fırsatı buldum.

Tansu Sarıtaylı: Hep polisiye dizilerde ve filmlerde oynamayı mı istiyordunuz?

Cemil Yaramış: Hayır. Polisiye yapımların dışında farklı filmlerde de oynadım. Hatta Amerika Birleşik Devletleri için çekilen bir filmde de rol aldım. Bana hangi rolden teklif geldiyse, küçük ya da büyük demeden değerlendirmeye çalıştım.

Bir gün yine bir teklif geldi. İnşaatta çalışan Kürt kökenli bir boyacıyı canlandıracak oyuncu arıyorlardı. Ben de bu rolü oynayabileceğimi söyledim. Bana Kürtçe bilip bilmediğimi sordular. Ben de kendi ana dilim olan Aramiceyi, yani Keldaniceyi konuştuğumu söyledim. Rolü kaçırmak istemiyordum.

Yapımcı daha sonra bir Kürt derneğine danışmış. İlk başta uygun olmayabileceğim söylenmiş. Daha sonra amcamı ve bir akrabamı da yanıma alıp tekrar gittim. Kendi aramızda Aramice konuşmaya başladık. Bunun üzerine yapımcı ikna oldu ve beni bu rol için kabul etti. Böylece filmde Kürt kökenli bir boyacı karakterini canlandırdım.

Tansu Sarıtaylı: Polisiye yapımlar dışında rol aldığınız filmlerde de hep Fransızca mı konuşuyordunuz?

Cemil Yaramış: Hayır. Bir filmde uyuşturucu kaçakçısını canlandırıyordum ve bu kez Türkçe konuşmam gerekiyordu. Filmde Türkiye’den Fransa’ya balık taşıyan bir kamyon şoförünü oynuyordum. Kamyondaki balık kasalarının arasında on kilogram eroin saklanmıştı. Yanımda bulunan arkadaşla yol boyunca Türkçe konuşuyorduk.

Yolda gümrük ekipleri bizi durdurmak istedi ancak ben durmadım. Polisler aracı durdurabilmek için ateş açtı. Yanımdaki arkadaşın elinde pompalı tüfek vardı ve o da polislere ateş ederek karşılık verdi. Uzun süren kovalamacanın ardından polis barikatına ulaştık. Barikatta silahlı bir kadın polis bize durmamızı söyledi. Ben kamyonla barikatı aşarak geçtim ancak polis ateş etmeye devam etti. Bir süre sonra araç durmak zorunda kaldı ve yakalandık. Bizim filmdeki sahnelerimiz burada sona erdi. Hikâyenin devamı ise diğer oyuncularla çekildi.

Tansu Sarıtaylı: Polisiye dizilerde oynamak zor mu?

Cemil Yaramış: Evet, bazı ayrıntılar gerçekten önem taşıyor. Çekimler başlamadan önce gerçek polisler sete geliyor. Yönetmenin yanında bize uygulamalı eğitim veriyorlar. Örneğin kelepçenin nasıl takılacağı, silahın nasıl tutulacağı, bir zanlıya nasıl yaklaşılması gerektiği gibi ayrıntıları tek tek anlatıyorlar.

Mesela Fransa’da jandarma ile polisin kelepçe uygulaması arasında fark vardır. Jandarma çoğu zaman kişinin ellerini önden kelepçelerken, polis ters kelepçe uygular ve eller arkadan bağlanır. Bu tür ayrıntılar, oynadığımız karakterlerin gerçeğe daha yakın olması için bize öğretiliyor.

Tansu Sarıtaylı: Yirmi yılı aşkın süredir Fransa’da film ve dizilerde rol alıyorsunuz. İlk yıllarla bugün arasında ne gibi değişiklikler yaşandı?

Cemil Yaramış: Çok şey değişti. Eskiden filmler makaralı film sistemiyle çekiliyordu. Bu nedenle bir dizi ya da film çekimi yirmi ila yirmi beş gün sürebiliyordu.

Bugün ise dijital teknoloji sayesinde aynı iş on beş gün gibi daha kısa bir sürede tamamlanabiliyor. Bu durum yapımcılar için avantaj sağlasa da bizim gibi günlük ücret alan oyuncuların kazancını azaltıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde oyunculara özel bir sistem uygulanıyor. Oyuncuların bir kartı oluyor ve çalışmadıkları dönemlerde devlet tarafından maddi destek alabiliyorlar. Ne yazık ki Fransa’da böyle bir uygulama bulunmuyor.

Tansu Sarıtaylı: Her zaman bir filmde rol bulmak kolay olmuyor anlaşılan, öyle mi Cemil Bey?

Cemil Yaramış: Evet, bu sektörde tanınmak çok önemli. Aksi takdirde uzun süre işsiz kalabiliyorsunuz. Ben dizi veya sinema filmi olmadığı dönemlerde reklam filmlerinde de oynadım.

Siz de fark etmişsinizdir; Fransa’da çok sayıda polisiye dizi çekiliyor. Ancak filmde oynamak başka, yönetmenle çalışmak ise bambaşka bir konu. Örneğin Mısırlı bir yönetmenle çalıştım. Çok rahattı, hiç stres yapmıyordu ve ben de rahat çalışıyordum. Amerikalı yönetmenler de genel olarak böyledir.

Fransız yönetmenlerin çalışma tarzı ise biraz farklı. İster istemez oyuncu üzerinde bir baskı oluşuyor. Amerikalılar size rolü verir; yaparsınız ya da yapamazsınız. Eğer olmazsa başka bir oyuncuyla devam ederler. Fransız yönetmenler ise hemen başka oyuncu aramak yerine sizinle çalışarak istedikleri performansı almayı tercih ederler.

Tansu Sarıtaylı: Fransa’da gerçekten çok sayıda polisiye dizi çekiliyor, değil mi?

Cemil Yaramış: Hem de çok fazla. Üstelik bazıları oldukça büyük ilgi görüyor. Eskiden 15 milyon kişinin izlediği diziler oluyordu. Ancak Netflix ve Amazon gibi dijital platformların sektöre girmesiyle televizyon dizilerinin izlenme oranlarında ciddi düşüş yaşandı. Kısa metrajlı yapımların artmasının da bunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu değişim doğal olarak oyuncuları da etkiliyor. Biraz önce de söylediğim gibi, birçok farklı yönetmenle çalışıyorsunuz ve her yönetmenin çalışma yöntemi birbirinden farklı oluyor.

Tansu Sarıtaylı: Anladığım kadarıyla oyunculuk o kadar da kolay bir meslek değil. Ciddi bir disiplin gerektiriyor.

Cemil Yaramış: Kesinlikle öyle. Disiplin olmadan başarı olmaz.

Örneğin size bir rol veriliyor. Senaryoyu okuyorsunuz, hazırlanıyorsunuz. Ardından size çekim günü, saati ve set adresi bildiriliyor. Eğer sete tam zamanında gitmezseniz o rolü kaybetme ihtimaliniz çok yüksektir. Çünkü bütün çekim programı buna göre hazırlanmıştır. Profesyonel oyuncular bu nedenle sete çoğu zaman belirtilen saatten daha erken gelirler. Çünkü kimse rolünü kaybetmek istemez.

Tansu Sarıtaylı: Bir filmde oynadıktan sonra sizi sokakta tanıyanların ilgisi nasıl oluyor?

Cemil Yaramış: İnsanlar beni daha çok oynadığım karakter üzerinden hatırlıyorlar. İlginçtir, çoğu zaman oynadığım filmin ne zaman yayınlandığını bile bilmiyorum. Genellikle Keldani toplumundan tanıdıklarım beni arayıp, “Seni şu filmde gördük.” dediklerinde haberim oluyor. Bence tiyatro ile sinema arasındaki en büyük farklardan biri de bu. Tiyatroda seyirci sizi o anda izler ve oyun bittiğinde her şey orada kalır. Sinema ve televizyonda ise yıllar sonra bile insanlar sizi yeniden izleyebilir ve bunu size söyleyebilirler.

Tansu Sarıtaylı: Oyuncu olmak, sinema veya tiyatroda yer almak isteyen gençlere tavsiyeleriniz neler olur?

Cemil Yaramış: Öncelikle mutlaka eğitim alsınlar. Oyunculuk okulunda okusunlar, özel dersler alsınlar ve bu işi ciddiye alsınlar. Benim için en iyi oyuncu, kendisine verilen rolü en iyi şekilde oynayandır. Başrol ya da figüran olması önemli değildir. Eğer rolünü hakkıyla yerine getiriyorsa benim gözümde iyi oyuncudur. Ayrıca gençlerin iyi bir sinema ve tiyatro izleyicisi olmalarını tavsiye ederim. Çünkü iyi izleyen bir insan, oyunculardan çok şey öğrenebilir.

Tansu Sarıtaylı: Yakın zamanda yeni bir film çalışmanız olacak mı?

Cemil Yaramış: Evet. Kendi kısa metrajlı filmimi çekmeyi düşünüyorum. Bugün sizinle konuşmadan önce bir hanımefendiyle görüştüm. Kendisi bana kızının okulda cinsel istismara uğradığını anlattı. Şikâyette bulunmalarına rağmen okul yönetiminde ciddi bir değişiklik olmadığını söyledi. Televizyon programlarına çıkmışlar, gazetecilerle konuşmuşlar ama yine de sonuç alamamışlar.

Çocuğun psikolojisi bozulmuş ve tedavisi devam ediyormuş. Maalesef bu tür olaylar yüzünden hayatını kaybeden çocuklar bile olabiliyor. Ben de bu konuda toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla kısa metrajlı bir film çekmek istiyorum. Çocukların ve ailelerin daha bilinçli olmalarına katkı sağlayabilirsem kendimi mutlu hissederim. İnşallah bu projeyi hayata geçirebilirim.

Tansu Sarıtaylı: Sanatçılığınızın yanı sıra siyasette de görev aldığınızı biliyorum. Yaşadığınız kentte belediye encümeni seçildiğiniz doğru mu?

Cemil Yaramış: Evet, doğru. İki dönemdir belediye encümeni olarak görev yapıyorum. Şu anda belediye başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Sorumluluk alanım kentin temizlik hizmetleri. Elbette kolay bir görev değil. Sürekli toplantılar oluyor, yoğun bir çalışma temposu var. Yorucu ama severek yaptığım bir görev.

Tansu Sarıtaylı: İki dönem belediye encümenliği ve şimdi de belediye başkan yardımcılığı… Acaba ileride belediye başkanlığına aday olmayı düşünür müsünüz?

Cemil Yaramış: Bunu zaman gösterecek. Şimdilik belediye başkan yardımcılığı görevime devam ediyorum. Eğer ileride halkımız bize böyle bir görev vermek isterse neden olmasın?

Tansu Sarıtaylı: Cemil Bey, ben sormak istediğim soruları sordum. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Cemil Yaramış: Evet, özellikle şunu söylemek istiyorum. En büyük hayalim bir gün Türkiye’de çekilecek bir filmde veya televizyon dizisinde rol almak. Küçük yaşta Fransa’ya geldiğim için Türkiye ile bağımı hiçbir zaman koparmadım. Sürekli gidip geliyorum. Ancak Türkiye’de sinema sektöründe tanıdığım insanlar ya da çalıştığım bir oyunculuk ajansı olmadığı için bu fırsatı yakalayamadım. İnşallah bir gün kendi ülkemin sinemasında da rol alma şansını elde ederim. Bunu gerçekten çok arzu ediyorum. Bana bu imkânı verdiğiniz ve beni dinlediğiniz için size çok teşekkür ediyorum.

Cemil Yaramış’ın figüran olarak yardımcı oyuncu (silhouette/figuration parlante) olarak rol aldığı bazı dizi ve filmler şunlar yer alıyor: televizyon dizisi Tout va bien (2023), televizyon filmi Her Deadly Night in Paris (2023), internet dizisi Studio Bagel (2023), Bad Buzz (2017) ve La Planque (2011). Ayrıca kamera arkasında ulaşım ekibinde görev aldığı Overdose (2022), Le Prix du Succès(2017) ve Tigres et Hyènes (2024) yapımlarında rol aldığı biliniyor.