BOĞUŞMA

boğuşma
ellerini uzattığında
büyük şeyler hissediyorum azra…
bilmek isterim, 
unutuluş üşüyüşlerini nasıl ısıttığını ellerinin…
diklenmiş intiharlarımı nasıl dize getirdiğini
bilmek isterim…
bıçak silüetleri gecede;
üçüncü sayfa haberlerine düşmüş cesedin
yüzündeki
yalın unutuluşu anlat;
fırtınayla sataşmalar gagasında,
o kartalın yüksek irtifada
vuruluşunu…
sokaklarında haylaz çocuklar,
istanbul’un nasıl da
uysal bir şehir olduğunu gözlerinde…
biliyormusun biz seninle hiç el ele gezemedik;
hiç kısmet olmadı seyretmek,
sahillerinden sökülen
köpüklü dantellerini denizin…
sen büyüttün beni azra,
tenimi suyun tüllerine tuttup, yıkadın;
çekip kurtardın
rüzgarın içime açılan çukurlarından…
hükümsüz kıldın incecik dalın ilkesini…
öptün dipdiri hiçliğimden…
bir teselli niyetine uzat ellerini, yanıyor avuçlarım;
sil yüzümden gecenin lekelerini;
durdur azra,
birisi itiraz ederken
diğeri onaylayan
ebedi boğuşmayı içimde…
Josef Kılçıksız