BURSA’DA 86 YAŞINDAKİ İPEK ANNE’DEN İPEKÇİLİĞİN ÖLÜMÜNÜ DİNLEDİM

Bursa’da yaşayan Nam-I Diğer İpek Anne: Yüksel Ünal hanımefendiyle, sanatçı bir dost vasıtasıyla tanışma imkanı buldum. “ Bursa’nın tarihi asırlık Çınar ağacı olur da asırlık ipek annesi niçin olmasın “ diyor. Bursa’nın tarihi ipek çarşısı Koza han da işyerleri bulunan esnafların arasında ipek kozası almış satmış. İpekçilik bir nevi ruhuna işlemiş, ipek anne ile siz değerli okurlar için bir söyleşide bulundum.                                                                  Söylemesi dile kolay, çocuk yaşta haşır neşir olduğu ipekçiliği 86 yaşında olmasına ragmen hala aynı şevk ve azimle devam ettiriyor ipek anne Yüksel Ünal, İpek kozacılığı Bursa’yı terk etmiş olsa da, İpek anne onu terk etmemiş. Onu bulabileceği yerlere uzanmış kolu, Taşkent’e uğramış. Buhara’da izini sürmüş ve görmeye aşina olduğu ipek kozasını Özbekistan’da yıllar evvel Bursa’da gördüğünün bir benzerini orada görmüş.                1980 yıllardaki iktidarın, paraya para kazandırın çağrılarına itibar etmemiş, o paranın getireceği faize değil yatırım yapıp üretimin getirisine inanmış. Ama, dönemin ikitidarı ipeğin Çin’den ithal edilmesine imkan tanımış, Türkiye’deki yerli üreticiyi görmezden gelmiş. Haliyle Bursa çevresindeki ipek koza üreticileri çareyi dut ağaçlarını kesip yakmakta bulmuşlar. İpek kozacılığının öldüğü yıllardır o yıllar.İngiltere Kraliçesi Bursa’ya gelmiş ve ipek pazarı koza hanı zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte gezmiş. Kraliçe her girdiği dükkandan bir şeyler almış, Kraliçe aldıklarını da Türk ipeği sanmış. Ben de davet edilmiş ve Kraliçe’yle tanıştırıldım ve yayındayım alış verişi yaptığı zaman. İnanın kendimden utandım, bizim devlet erkanı habire Türk ipeği dediklerinde mahçubiyetim bir kat daha artıyordu. Dilime gelen ne kadar beddua varsa ettim o gün “Paraya para kazandırın “diyen devlet büyüğünü !                                   Neredeyse dünyanın ipek pazarıydı Bursa, o yıllardan sonar, tarihi koza han esnafı kepenk indirdi, koza üreten köylü fakirleşti, bazı esnaf işyerini sattı, paraya para kazandırmak için faize yatırdı. Çok değil kısa süre sonra faizdeki parası da bitti, zavallı esnaf, dün iş veren ken, kendisi de amele olarak işe gitti. İşte o yıllarda, ben yönümü Orta Asya’ya çevirdim, Özbekistan’da üretip Türkiye’ye sattım ipeğimi. Bu yıllarca devam etti.                          Ama İnsanın kendi ülkesi gibi olmuyor. Dönüp dolaşıp geldim yıllar sonra oğlumla birlikte Bursa’ya yeniden koza fabrikasını kurdum. İpeğe olan sevğim hayranlığımı böyle sürdürüyorum “diyor İpek Anne Yüksel Ünal. Mücadeleci bir yaşamı seven ipek anne Yüksel Ünal, bir o kadar da sosyal kişiliğiyle tanınıyor.                                                         Bursa Kas hastalıkları derneği başkanlığı görevini yürüttüğü dönemde yaşadığı ilginç anılarından birini kısaca bize özetledi. “ Kas hastası çocukları manevi olarak da morellerini yüksek tutmak için umre ziyareti yapmayı düşündüm. Çok kişi iyi olur mükemmel dediler, kolları sığayıp yola koyuldum. Bi red ne göreyim, uçak bileti konaklama bir hayli paraya ihtiyaç var.
Bunu nasıl temin edebilirim düşüncesi hasıl oldu, yardım balosu düzenleyip elde edilen kazançla bu işi çözeceğimi düşündüm. 500 bilet bastırdım, durumu iyi esnaf ve bir de Ankara’daki milletvekillerine gönderdim davetiyeleri, bir gün bankadan aradılar hesabınıza para geldi dediler. Gittim parayı çekmek için, banka müdürü veremem dedi. Çünkü yaşım 80 üzeri olduğu için, hastaneden vesayet raporu getirmemi söyledi. Gittim devlet hastanesine doktora durumu anlattım, doctor bana “ Cumhurbaşkanımızın adı nedir “ diye sordu. Doktor bey arzu ederseniz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Atatürk’ten bugüne hepsinin ismini saymamı ister misiniz ? Dedim. Bugün ayın kaçı ? dedi. İki gün sonra emekli maaşımı çekme günüm ben her ayın 27’sinde alırım o zaman bugün ayın 25’ I dedim. Doktor bastı imzayı aldım vesayeti gittim bankaya, hay gitmez olaydım.                   Erzurum milletvekili 200 TL göndermiş, toplamı 1000 lira yok. Suudi arabistan konsolosluğu vize işlemlerini halletti soruyor ne zaman geliyorsunuz ? diye. Çocuklar hevesli gitmek için merakla gideceğimiz günü bekliyorlar. Ama para yok. Oturdum Suudi Arabistan Kralı’na bir mektup yazdım, mektubu arapçaya tercüme ettirdim ve gönderdim. Bir hafta sonra cevap geldi, size özel uçağımı gönderiyorum. Tarih verin uçak gelip alsın çocukları diye… Eh işte gittik geldik sağolsun Kral uçağıyla bizleri götürüp getirdi.Tansu bey evladım, bu yaşa geldim hayatta yaşamayı ve iyilik yapmayı sevdim. Haa bir de okumayı, okumayan insandan bir halt olmaz evladım bunu sakın unutma… yaşım 86 ama kendimi hala genç ve dinç hissediyorum.