BOŞUNA HEYKELİ DİKİLECEK ADAM DENİLMİYORMUŞ !

Dr. Mustafa ENVER Bey kimdir ;Merhum Dr. Mustafa Enver Bey İzmir memleket Hastanesi’ne büyük emek vermiş bir doktordur. Kendisi 1847 yılında İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Birgi köyünde dünyaya gelmiş. 1877 yılında İzmir Devlet Hastanesi’ne operatör doktor olarak göreve başladığı zaman İzmir’de Türk doktoru yokmuş. Hastane’nin baş hekimi Dr.Nikolaki Nalbantoğlu, çok büyük canı-gönülden çalışan bir hekimmiş. Nikolaki Dr.Mustafa Bey’in göstermiş olduğu gayretli çalışmasından ve İngiliz usulü cerrahlığından memnun olunca, hastane yönetimine kendisinin baştabip olarak görevlendirilmesinini tavsiye etmiş. Dr. Mustafa Enver Bey bunun üzerine baştabip olmuş.                                   Ama, bu sefer de aynı tarihte İzmir’de askeri doktor olan Mustafa Bey’le Dr.Mustafa Enver Bey arasında mesleki geçimsizlik oluşmuş ve bu olması istenilmeyen durum hastaneyi az çok zora sokmuş. Fakat neticede Dr.Mustafa Enver Bey duruma hakim olarak İzmir Devlet hastanesini 1929 yılına kadar mükemmel bir şekilde yönetmiş.                                          Dr.Mustafa Enver Bey gayet çalışkan, halka itimat telkin eden bir şahsiyet olmasından dolayı, zamanın İzmir belediye başkanı Dr.Behçet Uz İzmir’in Alsancak semtine Dr.Mustafa Enver Bey adına bir heykel diktirmiş ve heykelin dikildiği  caddeye de aynı şekilde Dr. Mustafa Enver Bey adını o caddeye vermiş. Genelde, İzmirlilerin kısaca, “ Mustabey “ caddesi dedikleri cadde ismini bu önemli Türk doktoru Mustafa Enver Bey gibi önemli bir şahsiyetten almış.                                                                                                      Dr. Mustafa Enver Bey, veya İzmirlilerin deyimiyle “ Mustabey” in mesleki hayatında yaşadığı dilden dile dolaşan anılarından ikisini burada sizlerle paylaşmak istedim. Günlerden bir gün, Dr,Mustafa Enver Bey’in doğduğu köyde yaşayan dul bir kadın, hastalanan 13 yaşındaki oğlunu doktor Mustafa Enver Bey’in muayene etmesi için ona göndermiş. O zamanlar Birgiden haftada bir gün minibüs kalkarmış İzmir’e, yokluk ve sefalet içinde yaşayan bu anne borç harç bulup çocuğun cebine bir miktar paar koymuş ve hadi git oğlum Dr. Mustabey bizim köylümüzdür selamımı söyle seni şöyle tepeden tırnağa bir güzel muayene etsin demiş ve İzmire giden diğer tanıdıklara da oğluna sahip çıkmaları yönünde yardım istemiş.                                                                                                           13 Yaşındaki hasta ve cılız çocuk sorup soruşturmuş ve sonunda Dr. Mustabey’in   muayenehanesini bulmuş. Annesinin söylediği sözleri doktora olduğu gibi anlatmış. Çocuğu dinleyen Dr, bir güzel muayene etmiş. Çocuk, doktor amca  annem dedi ki, doktor amcan ilacını da yazıversin ordan ilaçlarını da alıp gel dedi, benim ilacımı söyle alayım demiş.  Dr, Mustabey, sana yazılacak ilaç yok, senin ilacın “ KABAK SUYU “demiş.                        Çocuk aynı gün akşamüzeri geldiği aynı minibüs ile köyüne geri dönmüş. Merakla oğlunu bekleyen anne sormuş, ne oldu ? buldun mu doktoru, seni muayene etti mi ? İlaçlarını aldın mı ? Diye sormuş. Oğlunun cevabı ise, anne Dr, bey amca muayene ücreti almadı ilaç da yazmadı. Ama ben ilaç sorunca, oğlum senin ilacın “ KABAK SUYU “dedi bana demiş. Anne kızmış oğluna, oğlum insan sormaz mı hangi kabağın suyu diye ! Ben napacağım şimdi, bal kabağı var, su kabağı var, asma kapağı var. Var da var demiş, neyse bakarız deyip kolları sığayan anne, Birgi köyünde kimde ne kabak yetiştiyse bunlardan topladığı gibi oğluna kaynatıp kaynatıp bol bol kabak suyu içirmiş. Aylar sonra, Sonbahar, kışa, kış da mevsimi İlkbahara bıraktığı aylarda bahçelerde meyve ve sebzeler yetişmiş, anne bahçesinden topladığı meyve ve sebzelerden bir sepet doldurmuş ve o hafta İzmire giden minibüs ile oğlunu yeniden doktora göndermiş.                                                                           Hadi git oğul, bak doktor amcan senden para da almadı sen iyileşti. Ama bir kere daha seni bir güzel muayene ediversin doktor amcan demiş, Malum çocuk doktorun adresini bildiği için hiç zorluk çekmeden doktorun adresini bulmuş ve muayehaneden içeri girmiş elinde sebze ve meyve sepetiyle, Doktor, oğlana sormuş niçin geldiğini, Çocuk, doktor amca demiş beni tanımadınız mı ?. Ben Birgi köyünden gelmiştim ya size, siz beni muayene etmiştiniz ve para almamıştınız. Ama annem sağolsun doktor bey amcan dedi ama, sana da kızdı demiş.                                                                                                          Doktor hem şaşkın hem de merak içinde, niye kızdı deyince, siz bana ilaç yazmadınız, ilacın kabak suyu dedin ama hangi kabağın suyunu içeceğimi söylemedin. Annem köyde kabak bırakmadı o mu bu mu diye bulduğu kabağın suyunu kaynatıp içirdi bana demiş. Doktor çocuğu muayene etmiş ve 8 veya 9 ay evvel tedavisinin mümkün olmadığını düşündüğü kişinin karşısına hastalıktan arınmış sağlıklı bir şekilde gelmesine şaşırmış ve notları arasına şöyle bir not düşmüş Ben aslında çocuğun tedavisinin mümkün olmadığı için kabak suyu dedim. Çünkü bizim yörede cenaze yıkanırken su kabağından yapılan tas ile cenazeye su dökülür ben senin yaşaman mümkün değil ilaç gereksiz demek istemiştim ama öldürmeyen Allah demek ki yaşatıyor notları bulunmuş.                                       Dr. Mustabey’in diğer bir not düştüğü olay ise, şudur “ Bir hafta sonu bahçemde oturuyorum, bir tanıdığımın gönderdiği bir hasta geldi. Oldukca varlıklı bir aile, eşi ve yanında 9 yaşında bir kız çocuğu, buyur ettim oturdular. Adam geliş nedenlerini kısaca anlattı. Hatta birkaç Avrupa ülkesine bile tedavi amacıyla gittiklerini ama bir türlü kızının hastalığına teşhis konulamadığından yakındı. Kızının bir anda bayılıp yere düştüğünü son çare olarak kendilerine geldiklerini söyledi. Biz bu durumu konuşurken kız yanımızdan hızla koşup bizim bahçedeki gülden bir gül koparıp burnuna yaklaştırdığı gülün kokusunu içine çektiğini farkettim ve anında kızın hastalığına teşhisi koydum.                                        Bu düşüncemde haklı çıktım, kızın beyninde böcek olduğuna kanaat getirdim ve beyin ameliyatı gerektiğini söyledim. Aile kabul etti ameliyatı, ama sorun beyine zarar vermeden böceği bulunduğu yerden nasıl alaacğım, iki şık var ya beyni açtığımda yanımda bir dut yaprağı bulundurup böceğin bu yaprakla almam gerekiyordu veya dilimle beynin üzerinden alınması uygun düşüyordu. Böceğin dut yaprağına gelmesini beklemek zaman kaybıydı, tercihim dilimle beyne zarar vermeden böceği alıp kapatmaktı ve bunu başarıyla yapıp kız çocuğunu böylece sağlığına kavuşmasını sağladım diyor hatıratında Dr.Mustafa Enver Bey